Çerkes Kabileleri: 12 Adıge Kabilesi, Tarih, Soykırım, Sürgün ve Hayatta Kalış
Makale: "Çerkes Kabileleri ve Aileleri: 12 Adige Kabilesi İçin Tam Bir Rehber" (1/6)
Çerkes halkı, her biri kendi geleneklerine, göreneklerine ve lehçelerine sahip çok sayıda kabile ve aileye bölünmüştür. Bu kabileler ve aileler, üyeleri için bir ait olma ve kimlik duygusu sağladıkları için Çerkes toplumunun temel bir yönünü oluşturmaktadır.
Geleneksel Çerkes aile yapısı, birden fazla neslin tek bir çatı altında birlikte yaşadığı geniş aileler kavramına dayanmaktadır.
Ailenin reisi genellikle en yaşlı erkektir ve tüm aile adına karar verme sorumluluğuna sahiptir. Geçmişte Çerkesler öncelikli olarak kırsal halk idi ve aileleri tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu.
Ancak son zamanlarda birçok Çerkes kentsel alanlara taşınmış ve çeşitli meslekler edinmiştir.
Bu değişime rağmen, ailenin önemi Çerkes kültürünün merkezi bir parçası olmaya devam etmektedir.
Çerkes ailesindeki temel geleneklerden biri görücü usulü evlilik uygulamasıdır. Bu gelenekte, gelin ve damadın ebeveynleri, çocuklarının gelecekteki eşlerini seçmede merkezi bir rol oynar. Bu bazılarına modası geçmiş gibi gelse de, hala birçok Çerkes ailesi arasında yaygın bir uygulamadır. Çerkes aile yaşamının bir diğer önemli yönü ise eğitime verilen önemdir.
Eğitim Çerkes kültüründe büyük değer görmektedir ve ebeveynler çocuklarının iyi bir eğitim almasına büyük önem vermektedir.
Bu durum, Çerkes nüfusu arasında yüksek bir okuryazarlık oranına yol açmıştır. Sonuç olarak, Çerkes ailesi kültürlerinin önemli bir parçasıdır ve günlük yaşamlarında merkezi bir rol oynamaktadır.
Aile ve toplumun güçlü bağları, Çerkes halkının belirleyici bir özelliğidir.

Çerkes halkı, her biri benzersiz bir tarihe ve kültürel geleneklere sahip bir dizi farklı kabile ve aileden oluşmaktadır.
Çerkesler yalnızca 12 kabileye sahip olmalarıyla tanınırlar. Ancak tarihsel olarak her zaman çok daha fazlası olmuştur. Ne yazık ki, Rus-Çerkes savaşı ve soykırım sırasında hepsi yok edildi.
Ne olursa olsun ve kaç yıl geçerse geçsin, asla unutulmayacaklar. Umarım ulusumuz bir gün yeniden canlanır.
Çerkes kabileleri nasıl “tek halk” hâline geldi?
Çerkes kabileleri başlangıçta “tek bir kabile” değildi. Kuzeybatı Kafkasya’da, Karadeniz kıyılarında, Kuban bölgesinde, dağ vadilerinde ve eteklerinde yaşayan birçok akraba Adıge topluluğundan oluşuyordu. Zamanla bu topluluklar ayrı kabile adları, bölgeler, lehçeler, prens aileleri, meclisler, aile soyları ve tamga sembolleri geliştirdi.
Fakat bütün bu farklılıklara rağmen onları birbirine bağlayan güçlü ortak temeller vardı: dil, ortak köken, Adıge Xabze, gelenekler, evlilik bağları, askerî ittifaklar ve hepsinin daha geniş Adıge halkına ait olduğu bilinci.
Neden hepsine Circassian / Çerkes denildi?
Circassian / Cherkess / Çerkes / Čarkas adı çoğunlukla dışarıdan verilen bir isimdir. Farslar, Araplar, Türkler, Ruslar ve Avrupalılar bu adları Kuzeybatı Kafkasya’daki Adıge halklarını tanımlamak için kullandı.
Halkın kendi geleneksel adı ise Adıge idi.
Yani:
Circassian / Cherkess / Çerkes = dış dünyada kullanılan genel ad.
Adıge = halkın kendi iç adı ve kimliği.
Kabileler nasıl ortaya çıktı?
Kabileler, farklı coğrafi bölgelerde yaşayan Adıge topluluklarından oluştu. Dağlar, vadiler, sahiller, nehir bölgeleri ve ovalar zamanla ayrı yerel kimlikler doğurdu. Her topluluk kendi toprağına, lehçesine, aile yapısına, siyasi liderliğine ve yaşam tarzına göre farklılaştı.
Bazı kabileler aristokratik yapıya sahipti ve kalıtsal prensler tarafından yönetiliyordu. Kabardey, Bjeduğ ve Temirgoy gibi kabileler buna örnektir. Bazı kabileler ise daha özgür veya demokratik yapıya sahipti; Şapsığ, Abzeh, Natuhay, Hatuqway, Mamkhegh ve Yegeruqway gibi.
Ama bu farklar onların tamamen ayrı halklar olduğu anlamına gelmiyordu. Hepsi aynı Adıge dünyasının dallarıydı.
Çerkes kabilelerini ne birleştirdi?
En güçlü birleştirici unsur Adıge Xabze idi. Xabze sadece görgü kuralları değildi; ahlaki, sosyal ve hukuki bir düzen gibi işliyordu. Büyüklerin saygı görmesini, misafirperverliği, onuru, cesareti, ölçülülüğü, evlilik düzenini, uzlaşmayı, anlaşmazlıkların çözümünü, askerî disiplini ve topluma karşı sorumluluğu şekillendiriyordu.
Bu sayede bir Şapsığ, Kabardey, Abzeh, Bjeduğ, Natuhay, Temirgoy, Yegeruqway, Zhaney veya başka bir Adıge, farklı kabileden olsa bile diğerini aynı halkın parçası olarak görebiliyordu.
İkinci birleştirici unsur dil idi. Çerkesler, Kuzeybatı Kafkas dil ailesine ait birbirine yakın Adıge ve Kabardey lehçelerini konuşuyordu. Lehçeler farklılaşsa da ortak dil kökü, kültürel hafızayı ve birlik duygusunu korudu.
Üçüncü unsur ise ortak tarih idi: toprağı savunma, kabileler arası ittifaklar, aileler arası evlilikler, sözlü tarih, tamga sembolleri ve Kafkas Savaşı sonrası yaşanan büyük sürgün.
Büyük İnal’ın birlik fikrindeki yeri
Çerkes hafızasında Büyük İnal, 15. yüzyıl civarında Çerkesya’yı birleştirmeye çalışan önemli bir siyasi figür olarak hatırlanır. Geleneksel anlatılara göre İnal, Çerkes kabilelerini ve topraklarını tek bir otorite altında toplamaya çalıştı.
Ondan sonra kabileler ve prenslikler yeniden yerel yönetimlerine döndü, fakat birlik fikri Çerkes bilincinde yaşamaya devam etti. Bu yüzden Çerkes tarihi yalnızca ayrı kabilelerin tarihi değildir; aynı zamanda farklı bölgelere ve yapılara rağmen tek halk olarak kalma çabasının tarihidir.
Makaleye eklenebilecek güçlü metin
Çerkes kabileleri nasıl tek halk oldu?
Çerkes kabileleri modern anlamda tek merkezî bir devlet olarak başlamadı. Kuzeybatı Kafkasya’nın dağ vadilerine, sahillerine, ovalarına ve nehir bölgelerine yayılmış akraba Adıge topluluklarından doğdu. Zamanla bu topluluklar kendi adları, toprakları, lehçeleri, aileleri, tamga sembolleri ve yerel gelenekleriyle tanınan kabilelere dönüştü.
Fakat bu kabileler birbirine yabancı değildi. Ortak Adıge kimliği, yakın diller ve lehçeler, evlilik bağları, savunma ittifakları, misafirperverlik gelenekleri ve Adıge Xabze adı verilen derin ahlaki ve toplumsal düzen onları birbirine bağlıyordu. Xabze; büyüklere saygıyı, onuru korumayı, misafiri himaye etmeyi, cesareti, ölçülülüğü, aileye bağlılığı ve topluma karşı sorumluluğu öğretiyordu. Bu değerler sayesinde farklı kabileler kendilerini aynı halkın parçaları olarak görebildi.
“Çerkes” ya da “Circassian / Cherkess / Çerkes” adı ise büyük ölçüde dışarıdan geldi. Farslar, Araplar, Osmanlılar, Ruslar ve Avrupalılar bu adları Kuzeybatı Kafkasya’daki Adıge halklarını tanımlamak için kullandı. Halkın kendi iç adı ise Adıge olarak kaldı. Bu yüzden “Çerkes” dünya çapında bilinen ad olurken, “Adıge” halkın kendi kimliğini ve iç hafızasını korudu.
Geç Orta Çağ’da kabileler daha belirgin siyasi ve bölgesel topluluklar hâline geldi. Çerkes geleneği, Büyük İnal’ı Çerkes topraklarını tek bir otorite altında birleştirmeye çalışan önemli bir figür olarak hatırlar. Ondan sonra kabileler yeniden yerel liderliklerine döndü, fakat birlik hatırası canlı kaldı. Bu da Çerkes tarihinin yalnızca ayrı kabilelerin tarihi değil, farklılıklara rağmen ortak halk bilincini koruma tarihi olduğunu gösterir.
Çerkes bayrağındaki on iki yıldız bu fikri açıkça anlatır. Her yıldız bir kabileyi veya bölgeyi temsil eder, fakat hepsi tek bir yeşil zemin üzerinde birlikte yer alır. Mesaj bölünme değil, çeşitlilik içinde birliktir: çok kabile, tek Adıge halkı; çok aile, tek tarihî vatan; çok hatıra, yaşayan tek Çerkes kimliği.

Çerkes kabileleri çeşitli şekillerde gruplandırılabilir ve karşılaştırılabilir:
Dar Karadeniz kıyısı, kuzeyden güneye Natuhay, Şapsığ ve Ubıh tarafından işgal edildi. Natuhay ve Şapsığ kabilelerinin ana kısmı dağların kuzeyinde yer alıyordu. Natuhaylar, kıyıları yüksek dağlarla çevrili olmadığı ve bozkıra açıldığı için ticaretle zenginleşmişti.
Kuzey yamaçları, kuzeyden güneye Natuhay, Şapsığ ve Abzeh tarafından iskan edildi. Görünüşe göre Kabardeyler ve iç kesimlerdeki konumları nedeniyle Nogay ve Kazak baskınlarından bir miktar koruma sağladıkları en kalabalık kabilelerdi.
En batıda, Natuhaylar tarafından asimile edilerek ortadan kaybolan üç küçük kabile vardı.
Adıleler (Adele) Taman Yarımadası’ndaydı; Şehalılar (Shegak) ve Çebsinler (Chebsin) ise Anapa civarında yaşıyordu.
Kuban boyunca Natuhaylar, Janeyler (Zhaney), Bjeduğlar (Bzhedug), Hatukaylar (Hatuqwai) ve Temirgoylar (Temirgoy) yerleşmişti. Kuban ve Laba boyunca yaşayan kabileler, iç bölgelerde yaşayanlara göre Nogaylar ve Kazakların baskınlarına daha fazla maruz kalıyordu.
Doğuda, Laba ile Belaya arasında, kuzeyden güneye doğru Temirgoylar, Yegerukaylar (Yegeruqwai), Mahoşlar (Makhosh) ve Besleneyler (Besleney) bulunuyordu. Besleneyler, Kabardeylerin bir koluydu. Belaya Nehri boyunca Temirgoylar, az bilinen Ademeyler (Ademey) ve ardından günümüz Maykop yakınlarında Mamheğler (Mamkhegh) yaşıyordu.
Guaye, az bilinen bir kabileydi. Çelugaylar (Tchelugay) Mahoşların batısında yaşıyordu. Hakuchlar (Hakuch) ise Natuhayların güneyindeki kıyı bölgesinde bulunuyordu. Ayrıntılı açıklamalar olmadan başka gruplardan da söz edilir. Bazı kabilelerin bir yerden başka bir yere göç ettiğine dair bilgiler vardır, ancak bunlar da ayrıntılı değildir. Bazı şematik haritalar, Laba’nın yukarı kesimlerinde Karaçaylardan oluşan bir grubu gösterir, fakat bununla ilgili herhangi bir açıklama vermez.
Uzak doğuda Kabarda, Çerkesya’nın merkezinden doğuya, Çeçen topraklarına kadar uzanan Kuzey Kafkasya etek bölgesinin yaklaşık üçte birini kaplıyordu. Onların kuzeyinde Nogay göçebeleri; güneyde, dağların iç kesimlerinde ise batıdan doğuya doğru Karaçaylar, Balkarlar, Osetler, İnguşlar ve Çeçenler yaşıyordu. Kabardeyler oldukça gelişmişti, 16. yüzyıldan itibaren Ruslarla temas kurmuşlardı ve 19. yüzyılın başlarında vebadan ağır şekilde etkilenmişlerdi.

Çerkes halkı içindeki başlıca kabileler ve soylar şunlardır:
Abzakhlar (Abzakhs): Abzakh veya Abadzekh olarak da bilinirler.
Tarihsel olarak Adıgey ve Krasnodar Krayı’nın dağlık bölgelerinde yaşadılar. Başlıca yerleşimleri veya köyleri Kurdzhips, Psheha, Pshish ve Psekups nehirlerinin vadilerinde bulunuyordu.
Abzakhlar geleneksel olarak seçilmiş yaşlılar tarafından yönetilen dokuz birime ayrılmıştı. Önemli meselelerin görüşülmesi ve karara bağlanması sırasında yaşlılar genel bir toplantıda bir araya gelirdi. Abzakhlar tarım ve bahçecilikle uğraşır, ayrıca çok sayıda hayvan beslerdi; özellikle atlar büyük değer taşırdı. Dağlık bölgelerde bakır, demir, kurşun ve gümüş çıkarırlardı.
Abzakhlar, Abhazlar veya Abazalarla karıştırılmamalıdır. Kalan Abzakhlar, günümüzde Adıgey’in bozkır bölgesi olan Şovgenovskiy rayonuna yerleştirilmiştir.

Besleneyler (Besleney): Beslenei veya Baslaney olarak da bilinirler.
Besleneyler, Kabardeylere en yakın topluluklardan biridir.
Besleney soylu aileleri arasında Kanoko ve Şaloho soyları bulunuyordu. Bunlar, efsanevi Prens İnal’ın oğlu olan Kabardey Prensi Beslan’ın atalarına bağlanır; Beslan’ın aynı adı taşıyan kabileyi kurduğu kabul edilir.
Besleneylerin çoğu Büyük ve Küçük Laba nehirlerinin vadilerinde, Urup Nehri kıyısında, Karaçay-Çerkesya’da, Krasnodar Krayı’nda ve Adıgey’de yaşar. Ayrıca Çetem, Fars, Psefir ve Kuban vadilerine, yani Batı Çerkesya’ya kadar uzanırlar.
Besleneyler, Adıge dilinin Kabardey-Çerkes lehçesine bağlı Besleney alt lehçesini konuşurlar. Bu Doğu Çerkesçesi içinde yer alsa da, Besleney kabilesinin Çerkesya’nın merkezinde bulunması nedeniyle Besleney lehçesi Batı Adıge lehçeleriyle de birçok ortak özellik taşır.

Bjeduğlar: Bjeduh, Bjedug veya Bazdug olarak da bilinirler.
Bjeduğlar Adıgey ve Krasnodar Krayı’nda yaşar ve tüm diaspora ülkelerinde Adıge diasporası içinde güçlü şekilde temsil edilirler. Eski dönemlerden itibaren Bjeduğlar dört kola ayrılmıştı.
Bjeduğlar başlangıçta Şahe Nehri bölgesinde, Tuapse ile Soçi arasında yaşıyordu. Daha sonra iki gruba ayrıldılar: Karadeniz’e yakın yaşayanlar ve Kuban Nehri bölgesinde yaşayan Adıgeler.
Adıgey Cumhuriyeti’nde 48 Çerkes köyü bulunur; bunların 26’sı Bjeduğ köyüdür. Bu da Adıgey köylerinin yaklaşık %54’üne karşılık gelir.
Bjeduğlar hayvancılık ve tarımla uğraşır, özellikle tahıl ve mısır yetiştirirdi.

Hatukaylar: Savaşçı bir kabile olarak askerî yetenekleriyle tanınırlardı.
Hatukaylar, Batı Çerkeslerine ait bir kabile prensliğiydi ve yurtları Kuban Nehri kıyıları boyunca uzanıyordu. Hatukaylar çoğunlukla Pshish Nehri ile Belaya Nehri’nin aşağı vadileri arasındaki dağlık bölgelerde yaşardı.
Küçük nüfusları ve Temirgoy kabilesine yakınlıkları nedeniyle, zaman zaman Temirgoyların alt gruplarından biri olarak kabul edildiler. Rus istilasından önce Hatukaylar, özellikle Kırım Tatarlarına karşı çok sayıda savaş yürütmüş güçlü ve savaşçı bir kabile olarak biliniyordu.
Hatukayların geleneksel kültürü, Çerkes kültürünün bir parçasıdır. Tarım, hayvancılık ve at yetiştiriciliğiyle uğraşırlardı. İslam’dan önce Hatukaylar İsa’ya ve Şıble — yıldırım ve gök gürültüsü tanrısı —, Sozereş — bereket tanrısı —, Yamiş, Ahin ve Hakustaş gibi Çerkes tanrılarına inanırlardı.

Kabardeyler: Kabardey, Kebertey veya Kabarday olarak da bilinirler.
Kabardeyler, dünya genelindeki en büyük Çerkes/Adıge kabilesidir.
Adıge dilinin özel bir lehçesini konuşurlar. Tarihsel olarak Kabardeyler, Kuzey Kafkasya’daki Kabarda bölgesinde yaşadı. Cumhuriyet, Kuzey Kafkasya dağlarında yer alır ve kuzey kısmında ovalar bulunur. Gürcistan ile sınırı vardır.
Kabardey dilinin iki ana lehçesi vardır: Kabardey ve Besleney. Bazı dilbilimciler, Kabardeycenin aslında tüm Adıge ve Kabardey lehçelerini kapsayan ortak Adıge/Çerkes dilinin bir lehçesi olduğunu savunur. Cumhuriyette yaklaşık 100 göl vardır, ancak hiçbiri büyük değildir. Bunların biraz fazlası, yani 55’i, Baksan ve Malka nehirleri arasında yer alır.

Mamheğler: Başlangıçta Belaya ve Kurdzhips nehirleri arasındaki bölgede, günümüz Maykop çevresinde yaşıyorlardı.
Mamheğler, Adıge dilinin Temirgoy lehçesine en yakın özel bir lehçesini konuşurdu. Ancak çoğu Çerkes kabilesinde köyleri yöneten prens sınıfının aksine, Mamheğlerde yüksek bir prens sınıfı yoktu. Köy yönetimi, özgür insanlar sınıfından seçilen yaşlıların elindeydi.
Efsanelere göre Mamheğler, Karadeniz kıyısından Psheha Nehri’nin yukarı kesimlerine göç etmişlerdir. Başlangıçta Mamheğler yalnızca üç büyük aileden oluşuyordu: Şnah, Mami ve Tlijho.

Natuhaylar: Natuhay, Natukay veya Natuha olarak da bilinirler.
Tarihsel toprakları Karadeniz kıyısı boyunca kuzeyde Anapa’dan güneyde Tsemes Körfezi’ne, yani günümüz Novorossiysk bölgesine kadar uzanıyordu. Ayrıca dağların kuzey taraflarından Kuban’ın aşağı kesimlerine kadar yayılıyorlardı.
Natuhay kabilesi 10 aristokrat soy ve 44 özgür klandan oluşuyordu ve demokratik bir Adıge kabilesi olarak sınıflandırılıyordu. Kıyıları yüksek dağlarla korunmadığı ve kuzeyde bozkıra açıldığı için Natuhaylar Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı ile ticarette çok aktifti. Bu durum onlara birçok kabileye göre daha iyi bir yaşam sağladı.
Kültür, dil ve karakter bakımından Küçük Şapsığlara en yakın topluluklardan biriydiler ve kendilerini aynı isim olan Aguçipsı adıyla da anarlardı. Natuhaylar, Şapsığlar ve Abadzekhler gibi kendi kabile soylularının gücünü sınırlamayı başarmışlardı. Köyleri de seçilmiş kişiler tarafından yönetilirdi. Natuhaylar, barışçıl emeğe en yatkın kabilelerden biri olarak bilinirdi.

Şapsığlar: Şapsuh veya Şapsog olarak da bilinirler.
Tarihsel olarak Şapsığ kabilesi, Karadeniz Adıgelerinin en büyük gruplarından birini oluşturuyordu. Şapsığlar, Karadeniz kıyıları ve Kuban Nehri çevresinde geniş alanlara yayılmış büyük bir kabileydi.
Çeşitli kaynaklar, Rus-Kafkas Savaşı’ndan önce Şapsığların Cubga Nehri — “Rüzgarlar” veya “Rüzgarlar Vadisi” anlamına gelir — ile Şahe Nehri arasındaki bölgede, yani Küçük Şapsığ bölgesinde; ayrıca Kafkas sıradağlarının kuzey yamaçlarındaki yüksek alanlarda, Antkhir, Abin, Afips, Bakan, Şips ve diğer nehirler boyunca, yani Büyük Şapsığ bölgesinde yaşadığını belirtir.
Şapsığlar, daha geniş Adıge halkının bir alt grubudur ve Adıge dilinin Şapsığ lehçesini konuşurlar. Üç demokratik Adıge kabilesinden biri olarak sınıflandırılmışlardır. Şapsığların, Kırım Hanlığı’na karşı mücadelede diğer Adıge kabilelerini desteklediği bilinmektedir. Kafkas Savaşı sırasında da önemli bir rol oynamışlardır.

Temirgoylar: Temirgoy, Çemirgoy veya Kemguy olarak da bilinirler.
Belaya ve Laba nehirlerinin aşağı kesimleri arasında yaşıyorlardı; toprakları kuzeye doğru Kuban’a kadar uzanıyordu. Temirgoylar en güçlü ve en kudretli Çerkes kabilelerinden biriydi. Kaynaklar, Temirgoy kabilesinin komşularından daha zengin olduğunu belirtir.
Hayvancılık ve tarımla uğraşır; darı, mısır, buğday, çavdar ve ayçiçeği yetiştirirlerdi. Temirgoy kabilesinde sınıfsal farklılaşma çok belirgindi. Kafkas Savaşı’nın sona ermesinden sonra Temirgoyların çoğu başka Çerkes köylerine, özellikle Bjeduğ, Kabarda ve Urup bölgelerine yerleşti.
Prens kökenli en önemli soy Bolotok idi. Bu soy, belirli bir dönemde Temirgoy, Yegeruko ve Mamheğ kabileleri üzerinde denetim kurmuştu.

Ubıhlar: Ubıh adı, Adıge dilindeki adı olan Ubıhıbze (/wɨbɨx/) kelimesinden gelir. Dilbilim literatüründe Ubıh, Ubih ve Ubykh gibi birçok farklı biçimde geçer. Ubıhlar eskiden Çerkesya’nın başkenti Saçe’de yaşıyordu.
sahil) — bugünkü Soçi, Krasnodar Krayı.
Ubihler, 17. yüzyılda bölgeden Sadz Abhazlarını yerinden etti ve Abhazya prensliği aksine, Ubihya'da prensler yoktu ve ortak zenginliğe dahil edilen 11 Ubih alt bölümünden ve Akhçipsou ve Sadz halklarından 2 kişiden oluşan soyluları temsil eden konsey tarafından yönetiliyordu. Ubihler yarı göçebe atlılardı ve atlar ve eyer takımları ile ilgili ince ayrımlı bir kelime dağarcığına sahiptiler. Bazı Ubihler ayrıca fasulye falı ve kürek kemiği falı uyguladılar. Ancak Ubihler modern zamanlarda daha fazla önem kazandı.

Yegeruqway Kabilesi: Çerkesya'nın Usta Çiftçileri
Yegeruqwai, Doğu Avrupa'daki Kafkasya bölgesine özgü bir Çerkes halkı olan Adige halkının bir alt kabilesidir. Adige halkı, her biri kendi farklı diline, kültürüne ve geleneklerine sahip birkaç alt kabileye ayrılmıştır.
Yegeruqwai bu alt kabilelerden biridir ve zengin kültürel mirası ve gelenekleriyle tanınırlar.

Janey Kabilesi: Çerkesya'nın Batı Sahil Halkı
Zhaneyler geçmişte çok güçlü bir Çerkes kabilesiydi.
Doğu Avrupa'da Karadeniz ve Azak Denizi kıyısında, Natukhai kabilesinin topraklarının kuzeyinde yaşadılar. 17. yüzyıla ait bir harita da Kuban'ın aşağı akış kıyısında, Taman ve Atçu'nun ötesinde yaşadıklarını göstermektedir. Kanlı Rus-Çerkes Savaşı sonucunda
Zhaney kabilesi neredeyse tamamen yok oldu, sadece 3 aile hayatta kaldı. Zhaneyler öncelikle Rusya'nın Kabardino-Balkarya ve Karaçay-Çerkesya cumhuriyetlerinde bulunur ve burada nüfusun önemli bir bölümünü oluştururlar.

Çerkes Mirasını Keşfedin
12 Adige kabilesini anlamak, Çerkes mirasına yolculuğunuzun sadece başlangıcıdır. Ağacınızı oluşturmak, DNA mirasınızı keşfetmek, Çerkes dilini öğrenmek veya ailenizin tamga sembolünü keşfetmek isteyip istemediğiniz, köklerinizle bağlantı kurmanın birçok yolu vardır.
Ayrıca, pazarımızda otantik Çerkes ürünlerine göz atabilir, dünya çapındaki Çerkes dernekleriyle bağlantı kurabilir, yakınınızdaki topluluk etkinliklerini bulabilir veya profesyonel soybilim araştırmacılarından yardım alabilirsiniz. Daha derine inmeye hazır olanlar için araştırma forumumuz ve belge arşivimiz, Çerkes soyunuzu izlemek için paha biçilmez kaynaklar sunmaktadır.
Miras bilgi yarışmamızla kabileler ve Çerkes tarihi hakkındaki bilginizi test edin veya mirasınızı gelecek nesiller için koruyacak kapsamlı bir aile ağacı oluşturmanın yollarını keşfedin.
Sonuç: On İki Kabile Tek Bir Adıge Halkı Olarak
On iki Çerkes kabilesi hiçbir zaman yalnızca bir listedeki ayrı isimlerden ibaret olmadı. Her biri kendi yurdu, lehçesi, aile soyları, tamga sembolleri, gelenekleri ve tarihsel hafızası olan yaşayan topluluklardı. Bazıları dağlardaki özgürlükleriyle, bazıları kıyı yaşamıyla, bazıları tarım, diplomasi, binicilik ya da direnişle tanındı. Fakat bütün bu farklılıkların altında onları birleştiren daha derin bir temel vardı: Adıge kimliği.
Onları bir araya getiren şey yalnızca kan bağı ya da toprak değildi; Adıge Xabze ile şekillenmiş ortak bir ahlaki dünyaydı: büyüklere saygı, misafirperverlik, onur, cesaret, ölçülülük, aileye sadakat ve topluma karşı sorumluluk. Bu değerler, coğrafya, siyaset ve tarih onları ayırmış olsa bile, farklı kabilelerin birbirini aynı halkın parçaları olarak görmesini sağladı.
Bugün Çerkes kabilelerinin anlamı ayrılık değildir. Anlamı hafıza, aidiyet ve yeniden bağ kurmaktır. Bir kişinin Şapsığ, Kabardey, Abzah, Bjeduğ, Natuhay, Temirgoy, Yegeruqway, Zhaney ya da başka bir Adıge soyundan olduğunu bilmesi, birlikten uzaklaşmak değildir; aksine birliği daha güçlü kılan köklere dönmektir.
Çerkes halkının geleceği bu ortak toplumsal yaşamı yeniden kurmaya bağlıdır: dili korumak, aile adlarını hatırlamak, tamgalara saygı göstermek, tarihi öğretmek, kültürel dernekleri desteklemek, anayurt ile diasporayı birbirine bağlamak ve her kabileyi aynı Adıge ağacının bir dalı olarak görmek.
Çerkes bayrağındaki on iki yıldız bize bu gerçeği hatırlatır: birçok kabile, tek halk; birçok tarih, tek vatan; birçok aile, kalıcı tek bir Çerkes kimliği.

Rus-Çerkes Savaşı, Soykırım ve Sürgünden En Çok Etkilenen Çerkes Kabileleri
Sıralamadan Önce Önemli Not
Bu sıralama hiçbir şekilde bir kabilenin diğerinden “daha üstün” olduğu, bir kabilenin diğerinden daha fazla savaştığı ya da bir kabilenin diğerinden daha cesur olduğu anlamına gelmez. Bütün Çerkes kabileleri acı çekti; hepsi toprak, insan, dil ve hafıza açısından ağır bedeller ödedi.
Buradaki amaç, her kabilenin kendi şartlarına göre uğradığı tarihsel, demografik ve kültürel zararın derecesini değerlendirmektir: savaş öncesindeki nüfus büyüklüğü, coğrafi konumu, sahile ya da son cephe hattına yakınlığı, yaşadığı sürgünün boyutu, anayurtta kaç kişinin kaldığı ve 1864’ten sonra kabile kimliğinin ne kadar devam ettiği.
Başka bir ifadeyle, bu bir cesaret ya da direniş sıralaması değildir. Bu, her kabilenin uğradığı felaketin büyüklüğünü gösteren bir sıralamadır.
Sıralamada Kullanılan Ölçütler
Çerkes kabilelerini en çok zarar görenlerden başlayarak sıralamak için tek bir faktöre değil, birkaç faktöre birlikte bakmak gerekir.
1. Kabile Olarak Yok Oluşa Yakınlık
Bazı kabileler yalnızca çok sayıda insan kaybetmedi; bağımsız bir kabile kimliği olarak neredeyse kaybolma noktasına geldi. Zhaney ve Ubıhlar bunun en belirgin örneklerindendir.
2. Tarihî Yurdun Kaybı
Batıdaki ve kıyıdaki kabileler, savaşın sonunda özellikle Karadeniz kıyılarındaki topraklarını neredeyse tamamen kaybetti.
3. Osmanlı İmparatorluğu’na Sürgünün Boyutu
Sürgün ne kadar geniş çaplıysa, zarar da o kadar büyük oldu. Çünkü kabile yalnızca toprağını değil; köylerini, mezarlarını ve eski toplumsal bağlarını da kaybetti.
4. Dilin veya Lehçenin Yaşaması
Bazı kabileler sürgünde zamanla lehçelerini ya da dillerini kaybetti. Bunun en açık örneği, dili daha sonra tamamen yok olan Ubıhlardır.
5. Kabile Kimliğinin Devamlılığı
Bazı kabileler hem anayurtta hem diasporada açık biçimde tanınmaya devam etti. Bazıları ise daha büyük kabilelerin ya da genel Çerkes kimliğinin içinde eridi.
En Çok Etkilenen Çerkes Kabilelerinin Genel Sıralaması
1. Zhaney / Jane
Zhaney Kabilesi Neden Birinci Sırada?
Zhaney ya da Jane kabilesi, Rus-Çerkes Savaşı, soykırım ve sürgünden en ağır şekilde etkilenen Çerkes kabilelerinden biri olarak kabul edilir. Bunun nedeni yalnızca kurban sayısı değildir; asıl neden, kabilenin bağımsız kabile varlığını neredeyse tamamen kaybetme noktasına gelmesidir.
Zhaneyler, Şapsığ, Abzah ya da Kabardey gibi büyük kabilelere göre daha küçük bir kabileydi. Bu yüzden savaşın etkisi onlar üzerinde oransal olarak çok daha yıkıcı oldu. Küçük bir kabile öldürme, sürgün ve toprak kaybıyla karşılaştığında yalnızca bireylerini kaybetmez; ayrı bir topluluk olarak devam etme gücünü de kaybeder.
Zhaneylerin Uğradığı Zararın Nedenleri
Zhaney toprakları Karadeniz ve Azak kıyılarına yakın stratejik bir bölgede bulunuyordu. Bu durum onları doğrudan Rus yayılmasının hedefi hâline getirdi.
Köyleri, yerleşimleri ve tahkimatları yıkıldı ya da boşaltıldı.
Savaş ve sürgün sırasında nüfuslarının çok büyük bir kısmını kaybettiler.
Hayatta kalanlar Adıgey, Türkiye, Levant ve başka bölgelere dağıldı.
Geriye yalnızca birkaç bilinen aile hattı kaldı; genellikle Zhane, Zhanov ve Zhenetl’ aileleri zikredilir.
Zhaneylerin hayatta kalan önemli bir kısmı başka Çerkes kabilelerinin ya da daha geniş Adıge kimliğinin içinde eridi.
Zhaney Felaketinin Niteliği
Zhaneylerin felaketi yalnızca askerî ya da demografik bir felaket değildi. Aynı zamanda kabile hafızasının kendisine yönelik bir felaketti. Kabile, savaştan önce olduğu gibi açık bir siyasi ve toplumsal güç olarak varlığını sürdüremedi. Adını, soylarını ve tarihini korumak; hayatta kalan ailelere, sözlü hafızaya ve modern araştırmalara bağlı zor bir görev hâline geldi.
Bu nedenle Zhaneyler, savaş sonrasında kabile olarak yok oluşa en çok yaklaşan Çerkes kabilelerinden biri kabul edilebilir.
2. Ubıh Ubykh
Ubıh Kabilesi Neden İkinci Sırada?
Ubıhlar, kültürel ve dilsel felaket açısından en çok bilinen Çerkes kabilelerinden biridir. Soçi ve çevresinde yaşıyorlardı; bu bölge 1864’te Rus-Çerkes Savaşı’nın sonunun sembolü hâline geldi.
Savaştan sonra Ubıhların büyük bölümü Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edildi ve tarihî yurtlarında belirgin bir varlıkları kalmadı. Zamanla dillerini de kaybettiler; Ubıh dili yirminci yüzyılda yaşayan bir dil olmaktan çıktı.
Ubıhların Uğradığı Zararın Nedenleri
Yurtları savaşın son aşamasının yaşandığı bölgedeydi.
Neredeyse tamamen sürgüne uğradılar.
Soçi bölgesindeki tarihî topraklarını kaybettiler.
Diasporada başka Çerkes kabileleriyle kaynaştılar.
Daha sonra özgün dillerini kaybettiler.
Bazı ailelerde Ubıh hafızası yaşamaya devam etse de bağımsız kabile kimlikleri zayıfladı.
Ubıh Felaketinin Niteliği
Ubıh felaketi çok derindir; çünkü toprak, insan ve dili birlikte kapsar. Son ana dili konuşan kişinin vefatından sonra Ubıhların hikâyesi, dil ölümünün küresel bir sembolü hâline geldi. Bununla birlikte, “oransal kabile kayboluşu” açısından Zhaneylerin daha ağır etkilenmiş olduğu söylenebilir; Ubıhlar ise daha çok “dilsel yok oluş” açısından bilinir.
3. Natuhay Natukhai
Natuhaylar Neden Ağır Şekilde Etkilendi?
Natuhaylar, Batı Çerkesya’nın büyük kıyı kabilelerinden biriydi. Toprakları Anapa, Novorossiysk ve Karadeniz kıyıları çevresine uzanıyordu. Bu konum onları Rus askerî harekâtlarının merkezine yerleştirdi; çünkü kıyıların kontrolü Rusya için temel askerî ve siyasi hedeflerden biriydi.
Natuhayların Uğradığı Zararın Nedenleri
Stratejik kıyı topraklarını kaybettiler.
Tekrarlanan askerî seferlere maruz kaldılar.
Ticari ve denizcilik merkezleri çöktü.
Çok sayıda Natuhay Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edildi.
Kabile kimliklerinin bir kısmı genel Çerkes diasporası içinde eridi.
Anayurttaki varlıkları savaş öncesine göre çok zayıfladı.
Natuhay Felaketinin Niteliği
Natuhaylar tamamen kaybolmadı; ancak topraklarından geniş çapta koparıldılar ve kıyıdaki eski varlıklarının büyük bölümünü kaybettiler. Bu yüzden Zhaney ve Ubıhlardan sonra en çok etkilenen kabileler arasında yer alırlar.
4. Şapsığ Shapsug
Şapsığ Kabilesi Neden Üst Sıralardadır?
Şapsığlar, Batı Çerkes kabilelerinin en büyüklerinden biri ve direnişte en görünür kabilelerden biriydi. Kıyı ve dağlık bölgelerde yaşamaları, ayrıca savaşın son aşamalarına kadar direnişte yer almaları nedeniyle ağır bedel ödediler.
Şapsığların Uğradığı Zararın Nedenleri
Kıyı ve dağlık bölgeleri yoğun askerî baskı altında kaldı.
Çok sayıda Şapsığ Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edildi.
Anayurttaki varlıkları büyük ölçüde azaldı.
Onlara bağlı birçok köy ve bölge yıkıldı.
Şapsığ aile ağları Türkiye ve Levant’a geniş biçimde dağıldı.
Şapsığ Felaketinin Niteliği
Büyük kayıplara rağmen Şapsığ kimliği, neredeyse tamamen kaybolan bazı kabilelere göre daha güçlü kaldı. Şapsığlar bugün hem anayurtta hem diasporada açıkça bilinir. Bu nedenle bu sıralamada Zhaney, Ubıh ve Natuhayların önüne geçmezler.
5. Abzah / Abadzekh
Abzahlar Neden Ağır Şekilde Etkilendi?
Abzahlar büyük ve önemli dağ kabilelerinden biriydi. Rus yayılmasına karşı uzun süre direndiler. Dağlık bölgeleri ve güçlü toplumsal yapıları nedeniyle direnişin temel unsurlarından biri oldular; bu yüzden cezalandırma seferlerine, yıkıma ve geniş çaplı sürgüne maruz kaldılar.
Abzahların Uğradığı Zararın Nedenleri
Uzun ve yoğun direniş.
Birçok dağ köyünün yıkılması.
Anadolu ve Levant’a geniş çaplı sürgün.
Geleneksel toplumsal yapının büyük ölçüde zarar görmesi.
Anayurttaki varlığın savaş öncesine göre zayıflaması.
Abzah Felaketinin Niteliği
Abzahlar çok büyük kayıplar verdi; ancak diasporada güçlü ve açık bir kimlik olarak kalmayı başardılar. Kabile adları geniş biçimde bilinmeye devam etti. Bu yüzden uğradıkları zarar çok büyük olsa da, Zhaney ve Ubıhlar gibi yok oluşun eşiğine gelen kabilelerden sonra gelirler.
6. Hatukay Hatuqwai
Hatukaylar Neden Etkilendi?
Hatukaylar nispeten küçük bir kabileydi ve askerî gelenekleri ile binicilik kültürleriyle tanınıyorlardı. Nüfuslarının küçük olması, savaş sonrasında kabile devamlılığını kaybetme riskini artırdı.
Hatukayların Uğradığı Zararın Nedenleri
Küçük nüfus yapısı.
Çatışma ve Rus yayılması bölgelerine yakınlık.
Birçok ailenin sürgün edilmesi.
Bir kısmının başka kabilelerin içinde erimesi.
Savaş sonrasında bağımsız kabile görünürlüğünün azalması.
Hatukay Felaketinin Niteliği
Felaketleri Ubıhlar veya Şapsığlar kadar ünlü değildir; ancak oransal olarak büyüktür. Küçük bir kabile sürgün edilip dağıldığında adını, lehçesini ve toplumsal bağlarını koruma gücünü hızla kaybedebilir.
7. Yegeruqway
Yegeruqwaylar Neden Etkilendi?
Yegeruqwaylar toprağa, köylere ve bahçelere bağlı tarımsal bir kabileydi. Bu nedenle savaş onlar için yalnızca askerî değil, ekonomik ve toplumsal olarak da yıkıcı oldu. Çünkü toprağın yok edilmesi, yaşamın temelinin yok edilmesi anlamına geliyordu.
Yegeruqwayların Uğradığı Zararın Nedenleri
Köylerin ve çiftliklerin yıkılması.
Önemli tarım topraklarının kaybı.
Ailelerin dağılması.
Sürgün ve daha büyük topluluklar içinde erime.
Modern hafızada bağımsız kabile görünürlüğünün zayıflaması.
Yegeruqway Felaketinin Niteliği
Yegeruqwayların uğradığı zarar, köy ve tarım hayatının kaybıyla bağlantılıydı. Şapsığlar veya Abzahlar kadar büyük askerî anlatının merkezinde olmayabilirler; ancak kimliklerini koruyan çevreyi kaybettikleri için yaşadıkları kayıp derindi.
8. Mamheğ Mamkhegh
Mamheğler Neden Etkilendi?
Mamheğler, Maykop, Belaya ve Kurdzhips çevresinde yaşayan nispeten küçük bir kabileydi. Savaş, sürgün ve Rus kontrolünün getirdiği değişimlerden etkilendiler; ancak kıyı kabilelerine kıyasla Adıgey içinde daha belirgin izler bıraktılar.
Mamheğlerin Uğradığı Zararın Nedenleri
Küçük nüfus yapısı.
Köylerin ve iç bölgelerin yıkılması.
Bazı ailelerin Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmesi.
Bir kısmının başka Adıge kabileleriyle kaynaşması.
Bağımsız kabile rolünün gerilemesi.
Mamheğ Felaketinin Niteliği
Mamheğler ağır zarar gördü; ancak Zhaney, Ubıh ve Natuhay gibi kabilelere göre anayurtta bir miktar daha fazla devamlılık korudular.
9. Temirgoy
Temirgoylar Neden Etkilendi?
Temirgoylar, siyasi ve askerî açıdan en güçlü Çerkes kabilelerinden biriydi. Savaş sırasında ağır baskıya uğradılar; ancak nüfus ve siyasi güçleri, savaş sonrasında daha belirgin bir devamlılık korumalarına yardımcı oldu.
Temirgoyların Uğradığı Zararın Nedenleri
Eski siyasi nüfuzun kaybı.
Bölgelerinin askerî baskı altında kalması.
Bazı ailelerin göç etmesi.
Eski aristokratik ve sınıfsal sistemin gerilemesi.
Bazılarının daha sonraki Rus idari yapıları içinde erimesi.
Temirgoy Felaketinin Niteliği
Temirgoyların zararı ciddiydi; fakat Zhaneyler gibi kabile olarak yok oluşa yaklaşmadılar, Ubıhlar gibi dillerini ve varlıklarını kaybetmediler. Bu nedenle, daha küçük ve kıyıdan tamamen koparılan kabilelerden daha alt sırada yer alırlar.
10. Bjeduğ Bzhedug
Bjeduğlar Neden Görece Daha Alt Sıradadır?
Bjeduğlar da diğer kabileler gibi savaştan zarar gördü; ancak Adıgey içinde nispeten güçlü bir varlık korudular. Bjeduğ köylerinin belirgin şekilde varlığını sürdürmesi ve kimliklerinin devam etmesi, onları anayurttaki varlığının büyük bölümünü kaybeden kabilelere göre görece daha az zarar görmüş konuma getirir.
Bjeduğların Uğradığı Zararın Nedenleri
Askerî seferler ve Rus baskısı.
Bazı ailelerin Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmesi.
Eski nüfuzun bir kısmının kaybı.
Çevrelerindeki demografik yapının değişmesi.
Bazı geleneksel toplumsal pratiklerin gerilemesi.
Bjeduğ Felaketinin Niteliği
Bjeduğlar acı çekti; ancak Batı kıyı kabileleri kadar kabile devamlılığını kaybetmedi. Bu nedenle nihai zarar açısından görece daha alt sıraya yerleştirilirler.
11. Besleney
Besleneyler Neden Görece Daha Az Etkilendi?
Besleneyler savaş, Rus baskısı ve göçten etkilendi; ancak iç bölgedeki konumları ve Kabardeylerle tarihî-dilsel yakınlıkları, kimliklerinin daha açık biçimde yaşamasına yardımcı oldu.
Besleneylerin Uğradığı Zararın Nedenleri
Nüfusun bir kısmının kaybı.
Bazı ailelerin göç etmesi.
Rus idari baskısı.
Eski siyasi bağımsızlığın gerilemesi.
Kuzey Kafkasya’yı etkileyen genel dönüşümlerden etkilenmeleri.
Besleney Felaketinin Niteliği
Besleneyler, Batı kıyı kabileleri gibi topraklarının tamamen boşaltılmasıyla karşılaşmadı; kimlikleri de Zhaney veya Ubıhlar gibi yok oluşa yaklaşmadı. Bu nedenle on birinci sırada yer alırlar.
12. Kabardey Kabardian
Kabardeyler Neden Görece Son Sıradadır?
Bu, Kabardeylerin acı çekmediği anlamına gelmez. Aksine, Kabardeyler erken dönemlerde savaşlar, Rus baskısı, salgınlar ve büyük kayıplar yaşadı. Ancak Batı ve kıyı kabileleriyle karşılaştırıldığında en güçlü demografik, coğrafi ve siyasi devamlılığı korudular.
Kabardeylerin Uğradığı Zararın Nedenleri
Rusya ile erken dönem savaşları.
Uzun askerî ve idari baskı.
Eski siyasi bağımsızlığın kaybı.
Bazı dönemlerde salgınlar ve nüfus çöküşleri.
Bazı ailelerin göç etmesi.
Kabardey Felaketinin Niteliği
Büyük zarara rağmen Kabardeyler, demografik, dilsel ve siyasi devamlılık açısından en büyük Çerkes grubu olarak kaldılar. Toprakları, kimlikleri ve kurumları çoğu kabileye göre daha belirgin şekilde devam etti. Bu nedenle bu sıralamada görece en az etkilenen kabile olarak yer alırlar; bu onların acı çekmediği ya da direnmediği anlamına gelmez.
Bu Sıralama Cesareti Ölçmez
Tekrar vurgulamak çok önemlidir: Bu sıralama bir kabilenin daha cesur ya da daha az cesur olduğu anlamına gelmez. Bir kabilenin daha fazla ya da daha az direndiğini de göstermez. Bütün Çerkes kabileleri savaş, baskı, öldürülme, sürgün ve toprak kaybı yaşadı.
Buradaki fark, her kabilenin yaşadığı felaketin sonuçlarında ortaya çıkar.
Yok Oluşa En Çok Yaklaşan Kabileler
Kabile olarak yok oluşa yaklaşma veya devamlılığı kaybetme açısından en çok etkilenen kabileler şunlardı:
Zhaney, Ubıh, Natuhay, Şapsığ ve Abzah.
Bu kabileler özellikle Batı’da, kıyıda ve Rus-Çerkes Savaşı’nın en sert ve son aşamasının yaşandığı bölgelerde bulundukları için ağır etkilendiler.
Daha Fazla Devamlılık Koruyan Kabileler
Bjeduğ, Besleney ve Kabardey gibi kabileler de zarar gördü; ancak anayurtta daha açık bir demografik, coğrafi ve dilsel devamlılık korudular.
Makaleye Uygun Son Özet
Çerkes kabilelerini uğradıkları zararın büyüklüğüne göre sıralamak, kabilelerin cesareti ya da direnişteki rolleri hakkında bir hüküm olarak anlaşılmamalıdır. Bütün Çerkes kabileleri Rus-Çerkes Savaşı sırasında acı çekti; hepsi insanlarını, topraklarını, köylerini ve hafızasını kaybetti. Ancak felaketin büyüklüğü her kabile için aynı değildi. Zhaney, Ubıh ve Natuhay gibi bazı kabileler; nüfuslarının daha küçük olması, kıyı bölgelerinde bulunmaları ya da topraklarından neredeyse tamamen sürgün edilmeleri nedeniyle kabile olarak yok oluşa daha fazla yaklaştı. Kabardey, Bjeduğ ve Besleney gibi başka kabileler ise savaş, baskı ve egemenlik kaybı yaşamalarına rağmen daha belirgin bir demografik ve coğrafi devamlılık korudular. Bu nedenle bu sıralama, tek Adıge halkı içindeki herhangi bir kabilenin değeri, cesareti ya da konumu değil; tarihsel, demografik ve kültürel zararın derecesini yansıtır.