1864: Çerkesya’nın Sona Erdiği Yıl — Öncesi ve Sonrası

1864: Çerkesya'nın Sona Erdiği Yıl — Öncesi ve Sonrası

Giriş

Tek bir yıl her şeyi değiştirdi. 1864 ilkbahar ve yazı boyunca Adıge halkı vatanını, nüfusunun üçte ikisini ve kurmuş olduğu neredeyse her köyü kaybetti. Bu, kaybedilmiş bir savaşın ya da işgalin hikâyesi değil. Bu, binlerce yıldır bir halkın yaşadığı bir toprağın tamamen boşaltılmasının hikâyesidir. Bu makale, o belirli yılda yaşananlara odaklanıyor: olayları hazırlayan dört yıl (1860–1864), soykırımın gerçekleştiği altı ay (Mart–Ağustos 1864) ve hayatta kalanların kaderini şekillendiren onu izleyen on beş yıl (1864–1879).

Ana rehberimizde daha fazla bilgi edinin: Çerkes Soykırımı

Birinci Bölüm: 1864'e Zemin Hazırlayan Olaylar (1860–1863)

Şamil'in Teslimiyeti ve Doğu Cephesinin Boşalması

25 Ağustos 1859'da, Dağıstan köyü Gunib'de İmam Şamil, Doğu Kafkasya halklarının direnişine liderlik ettiği çeyrek asrın ardından General Baryatinski'ye teslim oldu. Kuşatılmış dağdaki yüksek bir kayaya çıktı, ellerini kaldırdı ve kılıcını teslim etti. Uzak dağlarda sıradan bir gündü, ama bin kilometre batıdaki Çerkeslerin kaderini değiştirdi.

Şamil'in teslimiyeti, doğuda konuşlanmış yüz bin Rus askerinin artık batıya hareket etmekte özgür olduğu anlamına geliyordu. Kafkas cephesi iki cepheden bir cepheye dönüştü. Doğu Kafkasya "pasifize edildi", Rus belgelerinin ifadesiyle. Ve Batı Kafkasya — yani Çerkesya — hâlâ direnen son kale haline geldi.

Sefer Bey Zanuko'nun Ölümü

Şubat 1860'ta, Şamil'in teslim olmasından altı ay sonra, Prens Sefer Bey Zanuko, Adıgum Nehri yakınlarındaki kampında öldü. Zanuko, Çerkesya'yı tek bir komuta altında birleştirmeye çalışan son siyasi liderdi. Bâb-ı Âli onu Kırım Savaşı sırasında atalarının topraklarına göndermişti. Denedi, başarısız oldu, gelmeyen erzakları bekledi, 1856 Paris Antlaşması'yla ihanete uğradı ve hâlâ umut ederek öldü.

Mütevazı bir mezara gömüldü. Çerkes anlatımlarına göre, savaşçıların moralinin çökmesini önlemek için ölümü günlerce gizlendi. Ama haber yayıldı ve onunla birlikte askeri zafer umudunun son sütunlarından biri çöktü.

Soçipe Konseyi ve "Çerkes Hükümeti"nin İlanı

Haziran 1861'de, kalan kabilelerin temsilcileri (Şapsığ, Abzah, Vıbıh ve Natuhayların geri kalanı) güney dağlarındaki Soçipe köyünde toplandı. Çaresizlik dolu bir toplantıydı. Ruslar üç yönden ilerliyor, köyler her gün yakılıyor ve erzaklar tükeniyordu. Ama temsilciler o oturumda Çerkes tarihinde benzeri görülmemiş bir karar aldılar: Çerkesya'nın ilk merkezi ulusal hükümetinin oluşturulması.

Hacı Kıranduku Berzeg, hükümetin başına seçildi. Yeni devletin resmi mührü oluşturuldu. Kısa bir anayasa kaleme alındı. İstanbul, Londra ve Paris'e tanınma talep eden diplomatik heyetler gönderildi. Cesur bir girişimdi, ama onlarca yıl gecikmişti.

Hiçbir devlet tanımadı. Bâb-ı Âli, Rusya'yı kışkırtmamak için görmezden geldi. Sadece beş yıl önce Rusya ile savaşmış olan Britanya ve Fransa yanıt vermedi. Rus İmparatorluğu'nun kendisi varlığını bile kabul etmedi ve kuvvetlerine operasyonları hızlandırma emri verdi.

25 Haziran 1861 Fermanı

Soçipe parlamentosunun toplandığı hemen hemen aynı günde, Çar II. Aleksandr, Sankt Petersburg'da Rus İmparatorluğu'nun Kafkasya'daki niyetlerini en açık şekilde ortaya koyan belgelerden birini imzalıyordu. İmparatorluk fermanı tam olarak şöyle diyor:

"Amaç, düşman dağlıların işgal ettikleri verimli topraklardan zorla sürülmesi ve oraya kalıcı olarak Hristiyan Rus nüfusunun yerleştirilmesidir."

Bu, geleneksel anlamda savaş dili değil. İşgal dili değil. Bu, Rusya Çarı tarafından imzalanmış, imparatorluk arşivlerinde bugüne kadar korunan açık bir demografik yer değiştirme dili. BM Sözleşmesi'nin soykırım tanımındaki (1948) tüm kriterler bu cümlede mevcut: "zorla sürme", "kalıcı olarak", "dağlıların" "Hristiyan Rus nüfusu" ile yer değiştirmesi.

Milyutin'in Harbiye Nazırı Olarak Atanması

Kasım 1861'de Kont Dmitri Milyutin Harbiye Nazırı olarak atandı. İyi eğitim almış bir askerdi, kurmay akademileri mezunuydu, Kafkasya'da yıllarca çalışmış ve sahayı yakından tanıyordu. Kendisine açık ve kamuya açık bir hedef koydu: dört yıl içinde "Çerkes meselesini" sona erdirmek.

Milyutin'in stratejisi üç eş zamanlı temele dayanıyordu.

Birincisi, yakılmış toprak. Yermolov'un eski politikası, ama genişletilmiş ve daha sistematik hale getirilmiş. Her köy yakıldı. Her tarla yok edildi. Her orman kesildi. Savaşçıların yaşamak için tutunabileceği hiçbir şey bırakılmadı.

İkincisi, zorla sürgün. Nüfus, Karadeniz limanlarına sürülecek ve oradan Osmanlı İmparatorluğu'na giden gemilere bindirilecekti. Topraklarında kalma seçeneği verilmeyecekti. Reddedenler öldürülecekti.

Üçüncüsü, eş zamanlı iskân. Kazak, Rus ve Ukraynalı yerleşimciler kuzeyden getirilip, herhangi bir geri dönüş ihtimalini önlemek için boşaltılmış topraklara sürgün tamamlanmadan yerleştirilecekti.

Kazak İskânı Sürgün Tamamlanmadan Başladı

Rusya, sürgün bitmeden üç yıl önce iskân ayağını uygulamaya başladı. 1861 ve 1862'de Rus yetkilileri, Kuban havzasının boşaltılmış Çerkes topraklarında 35 Kazak yerleşim yeri kurdular. Her yerleşim yeri şunları aldı:

  • Aile başına 30 desyatin (yaklaşık 33 hektar) tarım arazisi

  • Yıkılan Çerkes köylerinin taşlarından inşa edilmiş yaşamaya hazır bir ev

  • Ordu erzaklarından tarım aletleri ve hayvanlar

  • Beş yıllık vergi muafiyeti

  • On yıllık askerlik hizmetinden muafiyet

Bu köylere yerleşen Kazaklar yabancı değildi. Birçoğu onlarca yıl Çerkeslerle savaşmıştı. Toprağı tanıyorlardı. Nehirlerin ve vadilerin adlarını biliyorlardı. Ve orada bir buçuk asır yaşayacaklardı. Torunları bugün hâlâ Krasnodar Krai'de yaşıyor.

1862 ve 1863 Katliamları

Nihai soykırımdan önceki iki yıl, büyük akademilerin kayıtlarına girmemiş daha küçük katliamlarla doluydu. Bilinenlerden bazıları:

Ağustos 1862'de Rus kuvvetleri Abzah kabilesinde Mihaylovsk köyünü kuşattı. Üç haftalık kuşatmadan sonra askerler köyü bastı. Tüm yetişkin erkekler öldürüldü, kadın ve çocuklar kuzeye götürüldü. Rus arşivi "operasyon alanının temizlenmesini" kaydediyor. Çerkes hafızası 2.000 ölüden söz ediyor.

Kasım 1862'de, Pşıb Vadisi'ndeki 28 Şapsığ köyü tek bir hafta içinde General Yevdokimov'un doğrudan emriyle yakıldı. Dağlara kaçanlar kış boyunca soğuktan öldü.

Mart 1863'te güney dağlarındaki Abzah kabilesinin son kaleleri düştü. Abzahlar tüm kabileler arasında en dirençli olanıydı. Düşmeleri, iç vadilerde tek bir Çerkes kalesinin bile kalmadığı anlamına geliyordu.

1863 sonbaharında Rus faaliyeti kıyıda yoğunlaştı. Yevdokimov'un kuvvetleri, denize en yakın ve ilk sürülecek olan Vıbıh, Janey ve güney Natuhay kabilelerini kuşatmaya başladı.

Vıbıhlar — Özel Bir Kader

Tüm Çerkes kabileleri arasında Vıbıhların kaderi en korkunç olanıydı. Görece küçük bir kabile (tahminler 60.000 ile 80.000 kişi arasında değişiyor), günümüz Soçi etrafındaki kıyı bölgesinde yaşıyordu. Dilleri dünyanın fonolojik olarak en karmaşık dillerinden biriydi (84 ünsüz ses). Kültürleri diğer Adıgelerden farklıydı.

Rusya, Vıbıhları istisnasız, kuzeyde yerleşim teklif etmeden, gemilerden başka hiçbir seçenek vermeden tam sürgüne seçti. Rus arşivi bunu "kıyının Osmanlı İmparatorluğu'na yakınlığı ve nakliyenin kolaylığı" ile haklı çıkarıyor. Gerçek şu ki, bölge yüksek stratejik değere sahipti ve tamamen boşaltılması nüfusunu boyun eğdirmekten daha kolaydı.

1863 sonunda Vıbıh kabilesinin tamamı kuşatma altındaydı. Önlerinde dağlar yanmış, arkalarında kıyı abluka altındaydı. Geriye sadece beklemek kalmıştı.

İkinci Bölüm: 1864 — Yılın Kendisi

Ocak: Hazırlık

1864 yılı, Rusya her şeyi hazırlamış olarak başladı. Nihai operasyon planı 1863 yazında hazırlanıp saha komutanlarına dağıtılmıştı. Askeri tümenler seferber edildi. Erzaklar yığıldı. Sürgün edilenleri taşımak için kiralanan Osmanlı gemileri limanlara varmaya başlamıştı.

Ocak 1864'te sağ kanat operasyonlarının komutanı General Yevdokimov nihai operasyon emrini verdi. Tam metni Rus Askeri Arşivi'nde korunmaktadır. Subaylara talimatı: "Esir yok. Müzakere yok. İstisna yok. Kıyının her sakini yaz sonuna kadar sürülecek. Her köy sakinleri ayrılmadan önce yakılacak."

Şubat: Kuşatma Başlıyor

Şubat 1864'te üç büyük Rus tümeni, kalan Çerkes bölgelerini kuşatmaya başladı:

  • Birinci Tümen: Kuzeyden güneye, dağ eteklerinden kıyıya iniyor.

  • İkinci Tümen: Doğudan batıya, Abzah kabilelerini dağ kalelerinden sürüyor.

  • Üçüncü Tümen: Batıdan, ikmal yollarını kesmek için kıyı boyunca ilerliyor.

Taktik basit ve sistematikti: vadileri kuşatma, köyleri yakma, nüfusu kıyıya doğru sürme. Yakılan köyler subayların komutanlığa sunduğu günlük raporlarda kaydediliyordu. Sayılar yığıldı: bir günde 12 köy, ertesi gün 18, sonraki gün 25.

Mart: Hodz Vadisi Katliamı

12 Mart 1864'te üç Rus taburu Hodz Vadisi'ni kuşattı. Vadi, yakılan köylerinden kaçan ve bu dağlık konumda sığınan binlerce Çerkes ailesinin toplanma noktasıydı. Çoğu kadın, çocuk, yaşlı ve yaralıydı. Aralarındaki savaşçı sayısı birkaç yüzü geçmiyordu.

Rus askerleri vadiye şafakta girdi. Teslim olma fırsatı sunulmadı. Hiçbir sivilin çıkmasına izin verilmedi. Kuvvetler iki taraftan hareket etti, kuşatmayı kapattı ve ardından sistematik öldürmeye başladı. Operasyon üç gün sürdü.

Operasyona komuta eden General Geyman'ın resmi raporunda "1.500 ölü dağ savaşçısı" anılıyordu. Kuşaklar boyunca aktarılan Çerkes sözlü tanıklıkları 6.000'den fazla kurbandan söz ediyor, çoğunluğu kadın ve çocuk. Rus arşivini derinlemesine inceleyen araştırmacı Walter Richmond, Çerkes rakamına yakın duruyor ve gerçek sayının 7.000'e yakın olduğunu düşünüyor.

General Geyman, operasyondan bir hafta sonra Yevdokimov'a yazdığı raporda şöyle yazdı: "Toprağı bizimle paylaşacak kimse kalmadı." Orijinal belgedeki bu cümle, tüm operasyonların felsefesini kısaca özetliyor.

Nisan: Son Umut Dilekçesi

9 Nisan 1864'te, Rus zafer kutlamasından altı hafta önce, geriye kalan Çerkes liderleri dağlarda gizli bir yerde toplandı ve Britanya Kraliçesi Victoria'ya hitap eden resmi bir dilekçe kaleme aldı. Metin Kew'deki Britanya Ulusal Arşivleri'nde korunmaktadır.

Dilekçe, Britanya'dan "Karadeniz kıyılarında soykırıma uğrayan bir halkı kurtarmak için arabuluculuk yapmasını" talep ediyor. Britanya'ya Kırım Savaşı'ndaki rolünü hatırlatıyor. Britanya gemilerinin hâlâ Karadeniz'de dolaştığını belirtiyor. "Askeri müdahaleye uzanmasa bile herhangi bir biçimde insani müdahale" istiyor.

Dilekçe, sempatik bir Osmanlı diplomatın yardımıyla İstanbul üzerinden gönderildi. Mayıs 1864 sonunda Londra'ya ulaştı, yani Rus zafer kutlamasından günler sonra. İngiltere'nin İstanbul Büyükelçisi Sir Henry Bulwer, 25 Mayıs 1864'te Londra'ya bir telgraf göndererek Çerkes kıyısındaki durumu anlattı ve direktif istedi. Direktifler hiç gelmedi. İngiliz donanması uzak kaldı. Dilekçe Dışişleri Bakanlığı arşivinde gömüldü ve bir buçuk asır boyunca orada kaldı, ta ki araştırmacılar onu keşfedene kadar.

Mayıs: Büyük Soykırım Günleri

Mayıs 1864 ayı, Çerkeslerin kolektif hafızalarında sonsuza dek koruduğu haftadır. Bu ayda büyük olaylar yoğunlaştı:

18 Mayıs: Son Vıbıh Kalesinin Düşmesi

18 Mayıs'ta Vıbıh kabilesinin son kalesi olan eski Soçi kalesi düştü. Savunmacılar iki tam gün direndi. Kale düştüğünde garnizonundan kimse hayatta kalmadı. İçeride bulunan kadın ve çocuklar derhal sahile sürüldü.

21 Mayıs: Kbaade Vadisi Kutlaması

21 Mayıs 1864'te Rus subayları Kbaade Vadisi'nde toplandı. Ordu yeri özenle seçmişti. Kbaade (bugün Soçi yakınlarındaki Krasnaya Polyana olarak bilinir) güney kabilelerinin tarihi bir kalesi ve büyük Hase (kabile meclisi) toplantılarının merkeziydi. Kutlamayı bu vadide yapmak sembolik bir mesajdı: sadece savaşın değil, vadinin bağımsız Çerkes otoritesinde temsil ettiği her şeyin sonu.

Kutlamayı Çar II. Aleksandr'ın kardeşi ve Kafkasya Genel Valisi Büyük Dük Mihail Nikolayeviç yönetti. Resmi üniformalarıyla subaylar, süslenmiş atlar, imparatorluk bayrakları. Bir askeri geçit töreni yapıldı. Ortodoks rahip zafer için şükran ayini düzenledi. Büyük Dük, "İmparatorluk tarihinin en uzun savaşını sona erdiren orduya" teşekkür eden kısa bir konuşma yaptı. Çar'ın sağlığına kadehler kaldırıldı. Kutlama atışları yapıldı.

"Kafkas Savaşı'nın sona ermesini" ilan eden ve 21 Mayıs 1864'ü resmi zafer günü olarak belirleyen resmi bir ferman çıkarıldı.

Büyük Dük'ün konuşmasını yaptığı saatlerde, Vıbıh kabilesinden yaklaşık 15.000 Çerkes, sadece birkaç kilometre ötede Soçi sahilinde sıkışmıştı. Gemi yoktu. Bekliyorlardı.

21 Mayıs Akşamı: Soçi Sahili Katliamı

21 Mayıs akşamı, Kbaade'deki tören sona erdiğinde, Soçi'deki yerel komutana sahili "temizleme" emri ulaştı. Kalabalıkları taşıyacak yeterli gemi yoktu. Ve önümüzdeki günlerde üst rütbeli subayların sahili ziyaret etmesi bekleniyordu. Çözüm: insanları denize sürmek.

Sorumlu Albay, askerlere kalabalıklara süngülerle ilerleme emri verdi. Direnenler öldürüldü. Suya doğru kaçanlar boğuldu. Geriye kalanlar dağ ile sahil arasındaki dar bir köşeye sıkıştırıldı.

Operasyona katılan Rus Albay İvan Zasumski, iki hafta sonra Moskova'daki kardeşine bir mektup yazdı. Mektup, 1987'de bulunmuş bir aile arşivinde korunmaktadır ve sonradan alıntıları yayımlanmıştır:

"Askerlik hayatımda benzerini görmediğim bir manzara. Su çığlık atıyor. Sahil sessiz. Anneler çocukları sırtlarında yüzüyor, sonra kayboluyorlar. Yaşlı adamlar kumda oturup hareket etmiyorlar. Keşke bugün gördüklerimi unutabilseydim. Ama unutmayacağım."

O gecedeki kurban sayısı kesin olarak hiç sayılmadı. Araştırmacıların tahminleri 3.000 ile 8.000 arasında değişiyor.

Haziran: Limanlar Doluyor

Haziran 1864'te Çerkes kıyısının yedi büyük limanı, tarif edilemeyen sahnelere dönüştü. Limanlar:

  • Tuapse: Kuzeyli Çerkeslerin en büyük sürgün merkezi.

  • Soçi: Vıbıhların ve güney kabilelerinin sürgün merkezi.

  • Anapa: Eski bir liman, Natuhayların sürgünü için kullanıldı.

  • Gelendzhik: Kuzey kıyısı için ek bir merkez.

  • Novorossiysk: Kapasite olarak en büyüğü.

  • Adler: Abhaz sınırına yakın güneyde.

  • Vardane: İç kabileler için küçük bir liman.

Her limanda on binlerce insan yığılıyordu. Yemek yok. İçme suyu yok. Doktor yok. Barınak yok. İlk varanlar haftalarca bekledi. Sonra varanlar, sahilleri kendilerinden öncekilerin cesetleriyle döşeli buldular.

Osmanlı gemileri damla damla geliyordu. Bâb-ı Âli bu sayıyı öngörmemişti ve ticaret filosu sınırlı kapasitedeydi. Her gemi kapasitesinin katlarını taşıyordu: 300 kişilik gemilere 1.000–1.200 kişi tıkıştırıldı.

1864 Temmuz'unda Tuapse'yi ziyaret eden Londra Times muhabiri şunları yazdı:

"İki mil uzunluğundaki bir sahilde, kesintisiz, üst üste yığılmış bir insan kümesi. Bazıları yavaşça ölüyor, bazıları çığlık atıyor, bazıları artık çığlık atmıyor. Anneler iki gündür ölmüş çocukları taşıyor. Köpekler cesetleri kokluyor. Rus askerleri parlak miğferleriyle uzakta duruyor, sigara içiyor, bekliyor."

Sadece Haziran Ayının Bilançosu

Resmi Rus raporları, yalnızca Haziran 1864 ayında 118.000 Çerkes'in sürgün edildiğini kaydediyor. Osmanlı arşivi aynı ay Anadolu kıyılarına yaklaşık 89.000 kişinin vardığını kaydediyor. Aradaki fark (yaklaşık 29.000), çoğunlukla yolculukta ya da gemiye binmeden önce sahillerde ölenleri temsil ediyor.

Temmuz: Zirve

Temmuz 1864 ayı, sayı bakımından sürgünün zirvesidir. Sıcaklık en yüksek seviyede, gemiler sürekli hareket halinde, salgınlar zirvesinde.

Tifüs önce Tuapse'de, sonra Soçi'de, sonra her limanda yayıldı. Kolera onu izledi. Dizanteri her yerdeydi. Doktor yok. İlaç yok. Karantina yok. Cesetler düştükleri yerde bırakılıyordu, bazen günlerce, ta ki denize taşınmaları emredilene kadar.

Yalnız Temmuz'da Rus yetkilileri resmi rakamlara göre 144.000'den fazla Çerkes'i sürgün etti. Bağımsız araştırmacılar, limana giderken ölenler de sayılırsa gerçek rakamı 175.000 olarak veriyor.

Gemi Koşulları

Kiralanan gemiler çoğunlukla Osmanlıydı, ama bazıları Yunan, Romen ya da çeşitli Karadeniz tüccarlarındandı. Mal taşımak için tasarlanmış ticaret gemileri: buğday, yün, kereste, kömür. Ambarları karanlık, dar ve havasızdı. İnsanlar kapasitelerinin üç-dört katı sayılarla tıkıştırıldı.

Tuapse'den Trabzon'a Karadeniz üzerinden yolculuk iyi koşullarda normalde 3–5 gün sürer. 1864'te kalabalık ve koşullar nedeniyle bir hafta veya daha fazla sürüyordu. Her gemide, yolcuların %5 ile %30'u geçiş sırasında öldü. Cesetler salgınların yayılmasını önlemek için öldükleri anda denize atıldı.

Soçi ile Trabzon arasında sürgün edilenleri taşıyan bir gemiye komuta eden Yunan Kaptan Nikolai Stavropoulos, sonradan yayımlanan günlüğünde şunları yazdı:

"820 yolcuyla yola çıktık. 611'le vardık. İnsanların beşte birinden fazlası denizde öldü. Kimseyi gömmek için durmadık. Cesetleri bozulmuş kasalar gibi suya attık. Çocuklarını denize atılırken seyreden annelerin yüzlerini unutmayacağım. Başka seçenek yoktu."

Ağustos: Resmi Sürgünün Sonu

Ağustos 1864 ortasında, çoğu liman orijinal kalabalıklardan boşalmıştı. Mayıs ve Haziran'da sahillerde toplanan nüfus ya sürgün edilmiş, ya ölmüş, ya da dağlarda dağılmıştı.

20 Ağustos 1864'te Rus komutanlığı "ana sürgün operasyonlarının sona erdiğini" duyurdu. Yetkililerin resmi sayımı: 1861–1864 arasında 418.000 kişi sürgün edildi, çoğu Mart–Ağustos 1864 aylarında. Bu rakam Rus Savaş Bakanlığı belgelerinde korunmaktadır.

Ama operasyonlar aslında durmadı. Sonraki üç yıl boyunca (1864–1867), dağlara kaçıp dönen ya da mağaralarda saklanıp sonradan bulunan küçük grupların sürgünü devam etti. Ve 1867–1879 döneminde 300.000 ile 500.000 arasında tahmin edilen ek bir sayı sürgün edildi (Osmanlı arşivine göre).

Yalnız 1864'teki Kurban Sayısı

Araştırmacıların yalnız 1864'teki kurban sayısı tahminleri:

  • Amerikalı tarihçi Walter Richmond: çatışmalarda, kara sürgününde, sahillerde, gemilerde ve varıştan sonraki ilk aylarda ölenler sayılırsa 600.000 ile 800.000 arasında kurban.

  • Alman tarihçi Karl Friedrich Neumann (1880'de yazıyor): "yarım milyondan fazla."

  • Çerkes tarihçi Kamti Şavkentiko: 750.000 doğrudan kurban.

  • Resmi Rus rakamları: "70.000'i geçmeyen sivil kayıplar"; gemilerde ve sahillerde ölenler "imparatorluk topraklarından ayrıldıktan sonra öldükleri" gerekçesiyle dışarıda bırakılıyor.

Modern akademik fikir birliği: yalnız 1864'te 600.000 ile 800.000 Çerkes öldü. Bu, o yılın başında var olan nüfusun yarısından fazlasıdır.

Üçüncü Bölüm: 1864'ten Sonra Olanlar (1864–1879)

Anadolu'ya Varış

Trabzon, Samsun, Sinop ve İstanbul'daki Osmanlı kıyıları, gelenlere hazır değildi. Bâb-ı Âli sürgün edilenleri ideolojik olarak kabul etti (demografik ve askeri çıkarına hizmet eden Müslümanlardı), ama lojistik olarak hazır değildi. Osmanlı limanları yalnız 1864'te yaklaşık 400.000 mültecinin varışını gördü, yani Trabzon'un kendi nüfusunun iki katı.

Mülteci kampları kıyı boyunca uzandı. Yolculukta isabet eden tifüs ve kolera, varıştan sonra da onları öldürmeye devam etti. Osmanlı arşivi, varıştan sonraki ilk altı ayda 200.000'den fazla ölüm kaydediyor, yani geçişten sağ kurtulanların yaklaşık yarısı.

Trabzon'daki Osmanlı tıbbi heyetinde görev yapan Fransız Doktor Émile Pierre, Fransız Dışişleri Bakanlığı'na bir raporda şunları yazdı:

"Her sabah sahile gidip yeni cesetleri sayıyorum. Yalnız Trabzon'da günde ortalama 200 ölüm. Yeterli defin tesisi yok. Cesetler toplu çukurlara atılıyor ya da bir kısmı ateşte yakılıyor. Cehennemden bir manzara. Dünyanın nasıl müdahale etmediğini merak ediyorum."

Osmanlı İmparatorluğu'na Dağıtım

Bâb-ı Âli, hayatta kalanları geniş topraklarına dağıtmak için bir plan hazırladı. Mantık iki yönlüydü: kıyı bölgelerindeki baskıyı hafifletmek ve Çerkesleri çorak toprakları işlemek ya da çatışma bölgelerinde Müslüman demografisini güçlendirmek için kullanmak.

Yaklaşık coğrafi dağılım:

  • Orta ve Doğu Anadolu: Hayatta kalanların yaklaşık %45'i. Kayseri ve Adana bölgeleri ile merkez, en büyük toplulukları aldı. Kabilelerinin adlarını hâlâ taşıyan yüzlerce köy kurdular.

  • Levant (Suriye, Ürdün, Filistin): Yaklaşık %25. Bâb-ı Âli onları, isyancı Bedevi kabilelerle yüzleşmek için Doğu Ürdün, Havran ve Golan'daki topraklara yerleştirdi.

  • Irak: Yaklaşık %5. Musul ve Kerkük'te küçük gruplar.

  • Balkanlar (Bulgaristan, Sırbistan, Bosna, Kosova): Yaklaşık %15. Bâb-ı Âli onları, isyancı Hristiyan Slav halklarına karşı Müslüman demografik bir güç olarak kullandı. Bu politika 1878'den sonra Çerkeslere geri tepecekti (aşağıya bakınız).

  • Mısır: Küçük bir yüzde (yaklaşık %3), eski Memlûk topluluğuna katıldılar.

  • Libya ve Mağrip: Çok küçük gruplar.

  • Batı Anadolu ve İstanbul'da kalan: Yaklaşık %7.

Köylerin Kuruluşu

Her iskân bölgesinde yeni Çerkes köyleri kuruldu. Yapı neredeyse tek tipti: Kafkasya'daki aynı kabileden ya da komşu köylerden gelen aileler tek bir yerde toplandı. Köyler, Kafkasya'daki orijinal köylerinin ya da kabilelerinin adlarıyla anıldı.

Ürdün'de 1878'den önce terk edilmiş bir köy olan Amman'ın kendisi, Şapsığ ve Kabardey kabilelerinden Çerkesler tarafından kuruldu. Aynı şekilde Cerash, Zarka, Russayfa, Suvayleh, Vadi es-Seer ve diğer bazı köyler. Ürdün'deki Çerkes topluluğu, modern Ürdün devletinin kuruluşunda merkezi bir rol oynayacaktı.

Suriye Şam'ında Golan, Havran, Hıms ve Hama'da köyler kuruldu. Birçoğu bugün hâlâ var, ancak 2011'den sonraki Suriye savaşı, sakinlerini bir kez daha dağıttı.

Anadolu'da 1.000'den fazla Çerkes köyü kuruldu. Yalnız Adana ve Kayseri bölgeleri 300'den fazla köy içeriyor. Birçoğu "Çerkesköy" ya da "Adıgköy" gibi adlar taşıyor.

Balkan Trajedisi 1877–1878

Çerkes diasporasının en trajik bölümlerinden biri, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Balkanlarda yaşananlardır. Bâb-ı Âli yüz binlerce Çerkes'i Balkanlara (Bulgaristan, doğu Sırbistan, Bosna, Kosova) Müslüman demografik karşı ağırlık olarak kullanmak üzere yerleştirmişti. Rusya 1877–1878 savaşında Osmanlıları yenince, Ayastefanos Antlaşması ve ardından 1878 Berlin Kongresi Çerkeslerin Balkanlardan boşaltılmasını dayattı.

Bu insanlar ilkinden 14 yıl sonra ikinci bir göçe zorlandı. Bu kez fark, tahliyenin güneye, Anadolu ve Levant'a olmasıydı. Osmanlı arşivine göre bu ikinci göçte yaklaşık 100.000 ek Çerkes öldü.

Balkanlarda köyler ve tarlalar inşa etmiş olan Çerkesler her şeyi bir kez daha kaybetti. Anadolu ve Levant'a yorgun, fakir, yerleşmek için yeni bir toprak arayışıyla vardılar. Birçoğu Ürdün ve Suriye'ye yerleşti. Amman'ın kendisi iki göçmen dalgasını aldı: 1864'te doğrudan Kafkasya'dan ve 1878'de Balkanlardan.

Çerkesya'da Rus ve Kazak İskânı

Çerkesler diasporada ölürken aynı zamanda toprakları yeni nüfuslarla iskân ediliyordu. 1864 ile 1879 arasında Rusya, Çerkes topraklarına yüz binlerce Kazak, Rus, Ukraynalı, Alman ve Bulgar yerleştirdi.

Rus kayıtlarından belgelenmiş rakamlar:

  • 1864–1870: Kuban'da 87.000 yeni Kazak yerleşimci.

  • 1870–1879: Çoğu Güney Ukrayna'dan 145.000 ek yerleşimci.

  • 1879–1897: Çerkes toprağındaki yeni gelen toplam 700.000'i aşana kadar iskân devam etti.

1897 sayımında Rusya, atalarının topraklarında yalnızca 150.000 Çerkes'i, 1,5 milyondan fazla yeni yerleşimciye karşı saydı. Oran tamamen tersine dönmüştü: savaştan önce %90+'dan, sonra %10'un altına.

Yer Adları Değişiyor

Demografik yer değiştirmenin tamamlanmasının bir parçası olarak Çerkes yer adlarının çoğu Rusçaya çevrildi. Ayakta kalan köyler (bazen harabelerinin üzerine yeniden inşa edilen) Kazak adları aldı ya da Rus generallerinin adıyla anıldı. Nehirler, dağlar, vadiler — hepsi Rusça olarak yeniden adlandırıldı.

En dikkat çekici değişikliklerden bazıları:

  • "Yekaterinodar" (II. Katerina'nın adından), sahasındaki orijinal Çerkes köy adının yerini aldı, sonra Sovyet döneminde "Krasnodar" oldu.

  • "Novorossiysk" (Yeni Rusya), orijinal Çerkes "Tsemez"in yerini aldı.

  • "Armavir", Ermenistan'daki bir bölgenin adından, toprağa yeni bir "sömürge" kimliği vermek için verildi.

İsim silme süreci her yerde tamamlanmadı. Bazı nehirler ve vadiler müzikal güzellikleri ya da değiştirme güçlüğü nedeniyle orijinal Çerkes adlarını korudu. Ancak şehirler, köyler ve yeni yerleşim yerlerinin hepsine Rusça adlar verildi.

Çok Sınırlı Geri Dönüş

1865–1870 döneminde bazı Çerkes aileleri topraklarına gizlice dönmeye çalıştı. Ulaşmayı başaran azlık, köylerini yıkılmış ve topraklarını Kazaklarca işgal edilmiş buldu. İmparatorluk kararı katıydı: geri dönüş yok. Yakalananlar ya tekrar sürüldü ya da hapsedildi.

1867'de Kafkasya Bürosu, eski topraklara herhangi bir Çerkes dönüşünü yasaklayan resmi bir karar çıkardı. Karar, Çarlık dönemi boyunca yürürlükte kaldı ve Sovyet dönemine uzandı.

1864'ten Sonraki On Beş Yılın Bilançosu

1879'a gelindiğinde soykırımdan bu yana 15 yıl geçmişti. Her ölçüye göre bilanço acımasızdı:

  • 1,2 ile 1,5 milyon Çerkes öldü (çatışmalarda, sürgünde, gemilerde ya da diasporanın ilk aylarında).

  • 700.000 ile 900.000 kişi kalıcı sürgüne zorlandı.

  • Sadece yaklaşık 150.000'i atalarının toprağında kaldı, çoğu doğu bölgesinde (Kabarda), kıyıdan uzak.

  • 1.800'den fazla Çerkes köyü varlıktan silindi (Rus kayıtları 800'den söz ediyor; bağımsız tahminler rakamı 1.800 koyuyor).

  • Dünyanın en karmaşık dillerinden biri olan Vıbıh dili, toprakla bağlantısını kaybetti ve yok olma yoluna girdi.

  • Bölgenin demografisi tamamen değiştirildi ve etnik olarak %90'dan fazla Rus oldu.

Dördüncü Bölüm: 1864'ün Mirası — Yılın Nasıl Yaşadığı

21 Mayıs Anma Günü Olarak

Yirminci yüzyılın başlarından bu yana her 21 Mayıs'ta dünya çapındaki Çerkesler Kbaade Vadisi gününü anmak için bir araya gelir. Tarih rastgele değil: tam olarak Rusların zaferlerini kutladıkları gündür. İmparatorluğun zafer gününü kurbanlar için bir yas gününe dönüştürmek bir sembolik direniş biçimidir.

Ürdün'de tarihin anısına inşa edilmiş bir meydandan yıllık bir yürüyüş yapılır. Türkiye'de Çerkes dernekleri İstanbul, Adana ve Kayseri'de toplanır. Rusya içindeki Kabardey-Balkar ve Adıgey'de insanlar resmi baskılara rağmen toplanır. İsrail'de Kfar Kama ve Reyhaniyye Çerkesleri toplanır. Avrupa ve Amerika'da küçük topluluklar ülkelerinin başkentlerinde etkinlikler düzenler.

Hac Yerleri Olarak Yedi Liman

Yedi sürgün limanı — Tuapse, Soçi, Anapa, Gelendzhik, Novorossiysk, Adler, Vardane — diaspora çocukları için sembolik hac yerleri haline gelmiştir. Her yıl yüzlerce Çerkes bu yerleri ziyaret eder, atalarının durduğu sahillerde durur, onları uzaklara taşıyan denize bakar.

2014'te Soçi Kış Olimpiyatları düzenlendiğinde mesele siyasi hale geldi. Bir halkın katliam yerinin kendisi, küresel bir Olimpik kutlamanın sahnesi haline geldi. Çerkes "No Sochi 2014" kampanyaları, sahanın bir spor festivaline dönüştürülmesinden önce tarihsel olarak tanınmasını talep etti. Olimpiyat Komitesi yanıt vermedi. Oyunlar düzenlendi. Ancak Çerkes meselesi daha önce ulaşmadığı küresel bir tartışmaya ulaştı.

Gürcistan'ın 2011'deki Tanıması

20 Mayıs 2011'de, Kbaade kutlamasının 147. yıldönümünün arifesinde, Gürcistan Parlamentosu "Rus İmparatorluğu'nun Çerkes halkına karşı işlediği Çerkes Soykırımını" resmi olarak tanıyan bir karar üzerine oy kullandı. Gürcistan, dünyada bu adımı atan ilk devlet oldu.

Gürcistan'ın motifleri çoktu. Siyasi olarak, 2008 savaşından bu yana Rusya ile keskin bir anlaşmazlık içindeydi. Ve Rusya, Abhazya ve Güney Osetya'nın Gürcistan'dan ayrılmasını desteklediğinden, Tiflis Çerkes Soykırımını tanımayı yararlı bir diplomatik darbe olarak gördü. Ancak siyasi motifler tanımanın değerini ortadan kaldırmaz. İlk kez, egemen bir devlet, Çerkeslerin Nakba olarak adlandırdığı şeye resmi mührünü vurdu.

Rusya'nın Süregelen İnkârı

Moskova geri adım atmadı. 2014'te, Soçi Olimpiyatları öncesinde, Rusya'nın Türkiye Büyükelçisi Vladimir İvenkov olayları "temeli olmayan güzel bir efsane" olarak nitelendirdi. Modern Rus okul kitapları 1864'e bir paragraftan fazla yer ayırmaz ve onu genel "Kafkasya'nın Rusya'ya katılması" başlığı altında anar.

Rus resmi medyasında 1864'te yaşananlar, ya Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Müslüman kardeşlerine katılmak için kendileri tarafından seçilen "gönüllü göç" olarak, ya da "düşman kabilelere" karşı "gerekli bir güvenlik önlemi" olarak sunulur. "Dağlıların zorla sürülmesini" açıkça emreden Çar II. Aleksandr'ın fermanı görmezden gelinir ya da yeniden yorumlanır.

Yirmi Birinci Yüzyılda Sınırlı Dönüş

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra Rusya, Çerkes geri dönüşüne kapıyı kısmen açtı. 1992'de Çerkes kökenini kanıtlayabilenlere Rus vatandaşlığı almalarına izin veren bir yasa çıkardı. Ancak koşullar karmaşıktı, toprak sahiplerine iade edilmedi ve geri dönüş büyük ölçüde sembolikti.

2011'de Suriye savaşı başlayınca, Rusya yaklaşık 1.500 Suriyeli Çerkes'i özel bir insani durum olarak kabul etti. Bu kişiler Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'ne döndü ve burada kuzenleri tarafından karşılandılar. Ancak politika genelleştirilmedi. Suriye'nin Çerkeslerinin geri kalanı Ürdün, Türkiye ve Avrupa'ya kaçtı.

Bugün Rusya'nın üç cumhuriyetinde (Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes) yaklaşık 720.000 Çerkes yaşarken, diasporada yaklaşık 4 milyon yaşıyor. Oran, 1864 öncesi olduğunun tam tersi.

Sonuç

1864 yılı sadece bir halkın tarihinde bir yıl değildi. Halkın kendi topraklarındaki varlığının sona erdiği yıldı. O yılın Mart ile Ağustos arasındaki altı ayında yaşananlar, soykırım tarihindeki en sistematik ve verimli operasyonlardan biridir: birkaç milyonluk bir halk, sayısının dörtte üçünü kaybetti, geri kalanlar kalıcı göçe zorlandı ve koca bir ülkenin demografisi yıllar içinde değiştirildi.

Çerkes 1864'ünü diğer soykırımlardan ayıran sadece ölçek ve metodoloji değildir, aynı zamanda dünya hafızasından sonraki yokluğudur. Ermenilerin tanınma talep eden bir devleti vardır. Yahudilerin devletleri, araştırmaları ve müzeleri vardır. Rohingyaların günlük medya kapsamı vardır. Çerkeslerin elli ülkeye dağılmış beş milyon kişisi, sözlü bir hafıza ve yalnızca yirmi birinci yüzyılda görünmeye başlayan az sayıda akademik kitabı vardır.

Ama hafıza ölmedi. Her 21 Mayıs'ta Çerkesler Amman, İstanbul, Kfar Kama, Amsterdam ve New Jersey'de durup Karadeniz'e baktıklarında, o yıl kopmuş bir çemberi yeniden birleştiriyorlar. Tek bir yıl her şeyi değiştirdi. Ama 162 yıl sonra hikâye bitmedi.

1864 Üzerine Sesler

Walter Richmond

"1864, Çerkes tarihinde bir yıl değildir. O yıldır. Ondan önceki her şey önsözdü ve ondan sonraki her şey diasporaydı. 101 yıllık savaşı tek bir olaya indirgemek bir indirgeme olabilir, ama anlam bakımından doğrudur."

The Circassian Genocide, Rutgers University Press, 2013

Charles King

"Araştırmacı 1864 için Rus arşivine baktığında bir şey onu şaşırtır: verimlilik. Rastgele bir imha operasyonu değil, akademik bir askeri kesinlikle planlanmış bir operasyondu. Her şey belgelendi: sürgün edilenlerin sayıları, yakılan köylerin sayısı, yeni yerleşimcilerin dağıtımı. Sanki bir mühendislik projesi gibi."

The Ghost of Freedom, Oxford University Press, 2008

İvan Drozdov (Rus General, 1864)

"Yürüyüşün manzarasını hayatım boyunca unutmadım. Yol boyunca çocukların ve yaşlıların cesetlerini gördük. Emir aldık ve uyguladık, ama o sahneyi bir kez daha görseydim uygulamazdım."

Drozdov'un anıları, ölümünden sonra yayımlandı

İvan Zasumski (Rus Albay, 21 Mayıs 1864 akşamı)

"Benzerini görmediğim bir manzara. Su çığlık atıyor. Sahil sessiz. Keşke unutabilseydim."

Aile mektubu, 1987'de keşfedildi

1864 Olayları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Neden özellikle 1864 yılı?

1864 yılı uzun bir sürecin doruk noktası ve sonuydu. 1859'da İmam Şamil'in teslim olması, Rus ordusunu Çerkes cephesine odaklanmak için serbest bıraktı. Milyutin'in 1861'de Harbiye Nazırı olarak atanması ve aynı yılın Haziran ayında Çar fermanı planı oluşturdu. 1862 ve 1863 yılları erken aşamaların uygulanmasına tanık oldu. Ve 1864'te nihai uygulama, her şeyi sona erdiren kısa bir döneme (Mart–Ağustos) yoğunlaştı.

21 Mayıs 1864 kutlaması tam olarak neydi?

Çar'ın kardeşi Büyük Dük Mihail Nikolayeviç'in başkanlık ettiği Kbaade Vadisi'nde (Soçi yakınlarındaki bugünkü Krasnaya Polyana) resmi bir askeri kutlamaydı. Rus Kafkas Ordusu subayları katıldı, konuşmalar yapıldı, zafer için şükran ayini düzenlendi ve "Kafkas Savaşı'nın sona ermesini" ilan eden resmi bir ferman çıkarıldı. Yer, Çerkes kabilelerinin tarihi bir kalesi ve Hase (kabile meclisi) toplantılarının merkezi olduğu için seçildi.

Yalnız 1864'te kaç kişi öldü?

Akademik fikir birliğine göre tahminler o tek yıl içinde 600.000 ile 800.000 kurban arasında değişiyor. Bu, son çatışmalarda öldürülenleri, köylerden limanlara yürüyüş sırasında, gemileri bekleyen sahillerde, geçiş sırasında aşırı kalabalık gemilerde ve Osmanlı kıyılarına vardıktan sonraki ilk aylarda ölenleri içeriyor.

Kaç kişi sürgün edildi?

Resmi Rus rakamları, 1861–1864 arasında 418.000 kişinin sürgün edildiğini belirtiyor. Osmanlı rakamları 1864'te tek başına kıyılara yaklaşık 400.000 kişinin vardığını, ardından 1864–1879 döneminde bu sayının yaklaşık iki katının vardığını belirtiyor. Bağımsız araştırmacılar, zorla sürgün edilenlerin (gönüllü göç edenlerin değil) toplam sayısını 700.000 ile 900.000 arasında tahmin ediyor.

Çerkesler hangi limanlardan gemilere bindirildi?

Yedi büyük liman: Tuapse, Soçi, Anapa, Gelendzhik, Novorossiysk, Adler, Vardane. Tüm bu limanlar Karadeniz'in doğu kıyısında, bugünkü Krasnodar Krai'de bulunuyor. Soçi ve Tuapse en çok kullanılanlardı.

Sürgün edilenleri taşıyan gemiler nasıldı?

Osmanlı Bâb-ı Âli'sinden ve Yunan ve Romen denizci tüccarlardan kiralanan ticari gemiler. Tahıl ve yün taşımak için tasarlanmış gemiler, içine insanlar kapasitelerinin kat kat üstünde sayılarla tıkıştırıldı. 300 kişilik kapasiteye sahip bir gemi 1.000–1.200 kişi taşıdı. Temiz su, yemek, havalandırma ya da tıbbi bakım yoktu.

Gemilerin kendisinde ölüm oranı neydi?

Araştırmacıların tahminleri ve dönemin tanıklıkları, her gemideki ölüm oranının %5 ile %30 arasında olduğunda hemfikir. Yunan Kaptan Nikolai Stavropoulos günlüğünde gemisinin 820 yolcuyla yola çıktığını ve 611'le vardığını yazıyor, yani %25'lik bir kayıp. Salgınların yayılmasını önlemek için cesetler doğrudan denize atılıyordu.

Soykırımdan askeri olarak kim sorumluydu?

Ana sorumlular:

  • Çar II. Aleksandr: Siyasi karar verici, 25 Haziran 1861 fermanının imzacısı.

  • Büyük Dük Mihail Nikolayeviç: Kafkasya Genel Valisi ve zafer kutlaması başkanı.

  • Dmitri Milyutin: Harbiye Nazırı ve üçlü stratejinin mimarı.

  • Nikolai Yevdokimov: Sağ kanat operasyonlarının saha komutanı, sürgün emirlerinden doğrudan sorumlu.

  • İvan Geyman: Güney operasyonları komutanı, Hodz Vadisi katliamından sorumlu.

Hiçbiri yargılanmadı. Hepsi madalyalı, unvanlı ve mülklü olarak öldü.

Hayatta kalanlar nereye gitti?

Orta ve Doğu Anadolu (%45), Ürdün, Suriye ve Filistin dahil Levant (%25), Balkanlar (%15), Irak (%5), Mısır (%3), Batı Anadolu ve İstanbul (%7). Balkan Çerkesleri 1877–1878 savaşından sonra ikinci bir göçe maruz kaldı ve çoğu Anadolu ile Levant'a taşındı.

Herhangi bir devlet 1864 olaylarını soykırım olarak tanıdı mı?

Evet: Bir devlet olarak yalnızca Gürcistan resmi olarak (20 Mayıs 2011) tanıdı. Rusya içinde Kabardey-Balkar parlamentosu 1992'de ve Adıgey parlamentosu 1996'da kararlar çıkardı. Rusya Federasyonu inkâr ediyor. Büyük Batılı devletler (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya) tanımadı. Çerkes dernekleri Avrupa ve Amerika parlamentolarına düzenli olarak tanıma dilekçeleri sunuyor, ancak şimdiye kadar başarılı olamadılar.

Çerkeslerin bugün soykırım belgeleri var mı?

Evet ve çok sayıda. Çar'ın fermanı Rus İmparatorluk Arşivi'nde korunuyor. Kafkas Ordusu Genelkurmayı kayıtları Moskova'da korunuyor. Osmanlı arşivi (İstanbul'daki Osmanlı Sadaret Arşivi) mültecilerin varışı hakkında binlerce belge içeriyor. Çerkeslerin Kraliçe Victoria'ya dilekçesi Kew'deki Britanya Ulusal Arşivleri'nde korunuyor. Rus generallerin kendi tanıklıkları (Drozdov, Velyaminov, Yermolov) yayımlanmış anılarda mevcut. Kanıtlar tam. Eksik olan kabul etmek için siyasi iradedir.

Hacı Kıranduku Berzeg kimdir?

Haziran 1861'de Soçipe Konseyi'nde kurulan ilk ve son merkezi Çerkes hükümetinin başkanı. Rus istilasıyla karşı karşıya kalan kabileleri birleştirmeye çalışanlardandı. Çerkesya çöktüğünde hayatta kalanlarla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'na göç etti ve 1872 civarında orada öldü. Resmi mührü (Çerkes hükümetinin mührü) Türkiye'deki tarihi bir müzede saklanıyor.

Hodz Vadisi katliamı neydi?

Yakılan köylerden kaçıp Hodz Vadisi'nde toplanan binlerce Çerkes ailesine karşı Mart 1864'te yapılan bir Rus askeri operasyonu. Üç Rus taburu vadiyi kuşattı ve içindekilerin çoğunu öldürdü. General Geyman'ın resmi raporunda 1.500 ölü anılıyor. Çerkes tanıklıkları 6.000 ile 7.000'den söz ediyor. Kurbanların çoğu kadın, çocuk ve yaşlıydı.

Soçi sahili katliamı neydi?

21 Mayıs 1864 akşamı, Rusların Kbaade Vadisi'nde zaferlerini kutladığı günde gerçekleşen bir operasyon. Rus askerlerine, yeterli sayıda gelmeyen gemileri bekleyen Vıbıh kabilesinden yaklaşık 15.000 Çerkes'in toplandığı Soçi sahilini "temizleme" emri verildi. İnsanlar süngülerle denize sürüldü. Direnenler öldürüldü ve suya girenler boğuldu. O tek gecedeki kurban tahminleri 3.000 ile 8.000 arasında değişiyor.

Vıbıhlar kimdi ve neden tamamen ortadan kayboldular?

Günümüz Soçi etrafındaki bölgeyi yurt edinmiş güneyli kıyı Çerkes kabilesi. 1864'ten önceki sayıları 60.000 ile 80.000 arasındaydı. Rusya onları istisnasız tamamen sürgün etmeyi seçti. Yaklaşık yarısı sürgünde öldü ve geri kalanı Anadolu'ya ulaştı. Vıbıh dilleri (84 ünsüz ses) dünyanın en karmaşık dillerinden biriydi. Son anadil konuşucusu Tevfik Esenç'in Türkiye'de 1992'de ölümüyle yok oldu.

1864'ten sonra herhangi bir Çerkes vatanına döndü mü?

1865 ile 1870 arasında bireysel girişimler oldu, ancak Rus yetkilileri 1867'de geri dönüşü yasaklayan resmi bir karar çıkardı. Ulaşan az sayıdaki kişi köylerini yıkılmış ve topraklarını Kazak yerleşimcilerin elinde buldu. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra geri dönüş için kapı sembolik olarak açıldı (1992 vatandaşlık yasası), ancak koşullar karmaşıktı ve toprak iade edilmedi. 2011 ile 2015 arasında Suriye'nin Çerkeslerinden yaklaşık 1.500 kişi özel bir insani durum olarak döndü.

Soykırımın bugün Çerkes kültürü üzerindeki etkisi nedir?

Çok büyük. Bugün Çerkeslerin %80'inden fazlası orijinal anavatanları dışında yaşıyor. Çerkes dili tehlikede (UNESCO onu "tehlikede" olarak sınıflandırıyor). 12 kabilenin çoğu alt dillerini kaybetti ya da kaybetmek üzere. Habze yasası hâlâ aktarılıyor ama diasporada hızla değişiyor. Abhazlar ve Vıbıhlar bağımsız dilsel kimlikler olarak neredeyse ortadan kayboldu. Ancak hafıza canlı kalıyor ve her yıl 21 Mayıs onu koruyor.

Bugün atalarının topraklarında kaç Çerkes kaldı?

Yaklaşık 720.000 Çerkes Rusya içindeki üç cumhuriyette yaşıyor: Adıgey (Batı Kabarda), Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes. Bunlar kalan ve sürgün edilmeyenlerin (çoğunlukla doğrudan sürgün hattından daha uzak olan Doğu Kabardeyler) torunlarıdır. Cumhuriyetlerinde azınlık oluşturuyorlar; etnik Ruslar çoğunluk. Çerkes okullarda resmi olarak öğretiliyor, ancak günlük kullanımda Rusça karşısında geri çekiliyor.

Ek: 1864'ün Ay Ay Zaman Çizelgesi

Tarih Olay Ocak 1864 Yevdokimov nihai operasyon emrini çıkarır Şubat 1864 Üç Rus tümeni kalan Çerkes bölgelerini kuşatmaya başlar 12 Mart 1864 Hodz Vadisi katliamı (1.500–7.000 ölü) Mart 1864 Güney dağlarındaki son Abzah kaleleri düşer 9 Nisan 1864 Çerkes liderlerinin Kraliçe Victoria'ya dilekçesi 18 Mayıs 1864 Son Vıbıh kalesi düşer (eski Soçi kalesi) 21 Mayıs 1864 sabah Kbaade Vadisi'nde Rus zafer kutlaması 21 Mayıs 1864 akşam Soçi sahili katliamı (3.000–8.000 ölü) 25 Mayıs 1864 Britanya Büyükelçisi Bulwer'in İstanbul'dan durum hakkında telgrafı Haziran 1864 118.000 Çerkes resmen sürgün edildi (bir ayda) Temmuz 1864 Sürgünün zirvesi: 144.000 kişi, tifüs ve kolera salgını 20 Ağustos 1864 Rusya ana sürgün operasyonlarının sona erdiğini ilan eder 1864 sonu Osmanlı arşivi 400.000'den fazla mültecinin varışını kaydeder

Ek: Yedi Sürgün Limanı

Liman Çerkesçe Adı Sürgün Edilen Kabileler Tuapse Tuapse Şapsığ, Natuhay Soçi Sshache Vıbıh, Janey Anapa Anapa Natuhay, Kuzey Şapsığ Gelendzhik Khulizhi Natuhay Novorossiysk Tsemez Tüm kabileler (en büyük kapasite) Adler Mzymta Janey, Güney Vıbıh Vardane Bardane İç dağ kabileleri

Kaynaklar ve Referanslar

Özellikle 1864 Üzerine Akademik Kitaplar

  • Richmond, Walter. The Circassian Genocide. Rutgers University Press, 2013. (İlk başvuru kitabı, 5–7. bölümler 1864'e ayrılmıştır.)

  • Richmond, Walter. The Northwest Caucasus: Past, Present, Future. Routledge, 2008.

  • King, Charles. The Ghost of Freedom: A History of the Caucasus. Oxford University Press, 2008. (7. bölüm 1859–1864 yılları üzerine.)

  • King, Charles. The Black Sea: A History. Oxford University Press, 2004.

  • Henze, Paul B. The North Caucasus Barrier: The Russian Advance Toward the Muslim World. Hurst, 1992.

  • Shenfield, Stephen D. "The Circassians: A Forgotten Genocide?" The Massacre in History içinde, ed. Mark Levene. Berghahn Books, 1999.

1864 İçin Temel Arşiv Belgeleri

  • II. Aleksandr. Imperial Rescript on Settlement of the North Caucasus, 25 Haziran 1861. (Rus İmparatorluk Arşivi, Sankt Petersburg.)

  • Bulwer, Henry. British Ambassador's dispatch from Istanbul, 25 Mayıs 1864. (Britanya Ulusal Arşivleri, Kew.)

  • Çerkes Liderlerinin Kraliçe Victoria'ya Dilekçesi, 9 Nisan 1864. (Britanya Ulusal Arşivleri.)

  • Ottoman Imperial Archives, migration records 1864–1879. (Osmanlı Sadaret Arşivi, İstanbul.)

  • Kafkas Ordusu Genelkurmayı kayıtları, 1860–1864. (Rus Askeri Tarih Arşivi, Moskova.)

  • Drozdov, Ivan. Воспоминания о Кавказе (Kafkasya Anıları). Moskova, 1877'de yayımlandı.

Dönemin Tanıklıkları (1864)

  • Neumann, Karl Friedrich. Russland und die Tscherkessen. Stuttgart, 1880.

  • The Times of London — Tuapse ve Soçi'den raporlar, 1864 yazı.

  • Bell, James Stanislaus. Journal of a Residence in Circassia. Londra, 1840 (1864 öncesi arka plan).

Yakın Tarihli Araştırmalar ve Makaleler

  • Richmond, Walter. "The Circassian Genocide: A Crime Against Humanity Demanding Recognition", Journal of Genocide Research, 2008.

  • Geçal, Lara. "The Forgotten Genocide: The Circassian Diaspora and the Politics of Memory", Patterns of Prejudice, 2014.

Görsel Kaynaklar

  • Circassian Genocide: How Russia Conquered the Caucasus. Kings & Generals, 2023.

Türkçe ve Arapça Kaynaklar

  • Özdemirli, Akif. Çerkesler Tarihi. İstanbul, 1999.

  • Jaimoukha, Amjad. Çerkesler: Kapsamlı Bir Rehber. Arapça çevirisi, Amman, 2010.

  • Barber, Mohamed Awad. Ürdün'deki Çerkesler. Amman, 1995.


1864 sona ermiş bir tarih değildir. Dünyadaki beş milyon Çerkes'te hâlâ atan bir hafızadır. CircassianWeb, Karadeniz'i aşan şeylerle yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı olmak için var: aile ağacınız, kabile kökleriniz, genetik mirasınız ve kimliğiniz.